Uganda'nın askeri ve siyasi hiyerarşisinde oldukça kritik bir konumda bulunan Genelkurmay Başkanı Muhoozi Kainerugaba, uluslararası arenada büyük yankı uyandıran ve diplomatik teamülleri zorlayan açıklamalara imza attı. Uganda Devlet Başkanı Yoweri Museveni’nin oğlu ve ülkenin bir sonraki lideri olarak gösterilen Kainerugaba, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlarla hem Orta Doğu’daki dengeleri hem de Ankara-Kampala ilişkilerini sarsacak ifadeler kullandı. Diplomatik nezaketten uzak bu açıklamalar, bölgedeki gerilimi daha da tırmandıracak nitelikte görünüyor.

Kainerugaba’nın açıklamalarındaki en dikkat çekici unsur, İsrail’e yönelik sunduğu koşulsuz destek ve askeri müdahale vaadi oldu. Genelkurmay Başkanı, Uganda ordusunun "Kutsal Topraklar" olarak adlandırdığı bölgeyi korumak adına 100 bin kişilik devasa bir askeri gücü seferber etmeye hazır olduğunu ilan etti. Bu çıkışın arkasında yatan temel motivasyonu dini temellere dayandıran Kainerugaba, Hz. İsa’nın topraklarını savunmanın kendileri için manevi bir görev olduğunu vurguladı. Bu söylem, bölgedeki jeopolitik gerilime dini bir boyut katması açısından uluslararası gözlemciler tarafından büyük bir şaşkınlıkla karşılandı.
Ancak Ugandalı generalin hedefleri sadece İsrail’e askeri destekle sınırlı kalmadı. Kainerugaba, paylaşımlarının devamında Türkiye Cumhuriyeti’ni doğrudan hedef alarak diplomatik bir krize davetiye çıkardı. Türkiye’yi bölgedeki dengelerin önündeki "asıl sorun" olarak nitelendiren Genelkurmay Başkanı, Ankara’nın izlediği politikalara karşı sert ve alışılagelmişin dışında bir üslup kullandı. Türkiye ile Uganda arasındaki köklü ilişkilerin geleceğini riske atan bu ifadeler, sosyal medyada geniş bir yankı uyandırırken diplomatik çevrelerde de tepki topladı.
Kainerugaba’nın Türkiye’ye yönelik tehditleri, sadece eleştiri boyutunda kalmayarak somut bir ültimatoma dönüştü. İki ülke arasındaki diplomatik sorunların çözümü için Ankara'ya 30 günlük bir süre tanıdığını iddia eden general, bu süre zarfında taleplerinin karşılanmaması durumunda diplomatik ilişkilerin tamamen sonlandırılabileceğini öne sürdü. Bir devletin resmi askeri yetkilisinin, başka bir egemen devlete karşı bu denli keskin ve süreli bir tehdit savurması, uluslararası ilişkiler uzmanları tarafından "sorumsuz bir dış politika yaklaşımı" olarak değerlendirildi.
Muhoozi Kainerugaba, daha önce de Twitter (yeni adıyla X) üzerinden yaptığı tartışmalı paylaşımlarla sık sık dünya gündemine gelmişti. Komşu ülkelere yönelik işgal tehditleri ve uluslararası meselelerdeki fevri çıkışları nedeniyle geçmişte babası Cumhurbaşkanı Museveni tarafından görevden alınsa da, kısa süre içinde daha yüksek mevkilerde tekrar görevlendirilmişti. Bu son olay, Kainerugaba’nın Uganda dış politikasındaki belirsiz rolünü ve Türkiye ile olan ikili ilişkilerde potansiyel bir krizin kapıda olduğunu gösteriyor.

Uganda’daki bu skandal açıklamaların ardından Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın nasıl bir resmi tavır takınacağı henüz netleşmezken, Kampala yönetiminin bu kişisel çıkışları devlet politikası haline getirip getirmeyeceği merak konusu. Kainerugaba'nın 100 bin asker vaadinin lojistik ve askeri gerçeklerle ne kadar örtüştüğü sorgulanırken, Türkiye gibi stratejik bir partneri hedef almasının Doğu Afrika'daki dengeye zarar verebileceği öngörülüyor. Uzmanlar, bu tür açıklamaların iki ülke arasındaki ticari ve askeri iş birliği projelerini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.