İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Orta Doğu'da yükselen tansiyonun ortasında stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın durumu ve bölgedeki askeri gerilim hakkında uluslararası kamuoyuna kritik mesajlar verdi. Japon medya kuruluşlarına kapsamlı bir mülakat veren Arakçi, Tahran yönetiminin bölgesel güvenlik ve uluslararası enerji geçiş yollarına yönelik güncel yaklaşımını netleştirdi. Boğaz'ın tamamen trafiğe kapatıldığı yönündeki spekülasyonlara son veren Bakan, stratejik su yolunun açık kalmaya devam ettiğini ancak belirli güvenlik kısıtlamalarının devrede olduğunu ifade etti.

Arakçi'nin açıklamalarına göre, dünyanın en önemli petrol taşıma rotalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisi ilkesine genel olarak sadık kalınıyor. Ancak İran'a yönelik askeri saldırılara doğrudan veya dolaylı yollardan destek veren, lojistik sağlayan ya da kışkırtıcı faaliyetlerde bulunan ülkelere ait gemiler için geçiş kuralları sertleştirilmiş durumda. Bakan, "Boğazı kapatmadık, geçişler teknik olarak devam ediyor ancak milli güvenliğimizi tehdit eden unsurlara karşı seçici ve ihtiyatlı bir tutum sergilemek zorundayız" diyerek Tahran'ın bu konudaki kararlılığını vurguladı. Bu açıklama, İran'ın elindeki stratejik kartları bölgesel diplomasi masasında nasıl konumlandırdığının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Saldırıların başladığı süreçte Tahran ile Washington arasında diplomatik bir müzakere sürecinin yürütüldüğünü ilk kez bu kadar net bir şekilde dile getiren Arakçi, saldırgan eylemlerin diplomasi zeminini tahrip ettiğini belirtti. İran'a karşı gerçekleştirilen askeri harekatları "yasa dışı, hukuksuz ve hiçbir nedene dayanmayan bir saldırganlık eylemi" olarak nitelendiren Bakan, ülkesinin bu süreçteki tüm hamlelerinin uluslararası hukukta karşılığı olan "meşru müdafaa" kapsamında olduğunu savundu. Arakçi, İran'ın bölgesel bir savaş peşinde olmadığını ancak egemenlik haklarına yönelik her türlü tecavüze karşı öz savunma haklarını sonuna kadar kullanacaklarını dile getirdi.
Japonya ile yürütülen ikili ilişkilere özel bir önem atfeden Abbas Arakçi, Tokyo hükümetinin bölgedeki krizlere karşı takındığı "dengeli ve adil" tutumu takdirle karşıladıklarını ifade etti. İki ülke arasında on yıllardır süregelen dostane bağların, kriz dönemlerinde bile bir güven zemini oluşturduğunu belirten Bakan, Japonya gibi dost devletlerin ticari gemileri için Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişi sağlama konusunda her türlü teknik ve güvenlik iş birliğine hazır olduklarını kaydetti. Bu yaklaşım, İran'ın uluslararası arenada izolasyon politikalarına karşı dostane bağlarını koruyan ülkelerle stratejik ortaklıklarını pekiştirdiğini gösteriyor.
Bölgedeki çatışma sarmalının sona erdirilmesi adına gelen ara buluculuk tekliflerine de değinen Arakçi, İran'ın her türlü yapıcı ve samimi girişime kapılarının açık olduğunu söyledi. Ancak mevcut durumu değerlendirirken Amerika Birleşik Devletleri'nin niyetlerine dair ciddi şüpheleri olduğunu da gizlemedi. "İran yönetimi, sadece bir süreliğine silahların susması anlamına gelen geçici bir ateşkesle ilgilenmiyor; bizim hedefimiz savaşın ve bölgedeki istikrarsızlığın kalıcı bir şekilde sona ermesidir" diyen Arakçi, kalıcı bir çözüm için işgalci politikaların son bulması gerektiğini vurguladı.
Sonuç olarak Tahran, uluslararası toplumu ve küresel güçleri, bölgedeki saldırgan tutumlara karşı daha aktif ve adil bir pozisyon almaya çağırdı. Bölgesel güvenliğin bölünmez bir bütün olduğunu hatırlatan İran Dışişleri Bakanı, barışın ancak karşılıklı saygı ve uluslararası hukukun üstünlüğü ile mümkün olabileceğini ifade etti. Arakçi'nin bu geniş kapsamlı açıklamaları, Hürmüz Boğazı'nın sadece bir su yolu değil, aynı zamanda küresel enerji güvenliği ve Orta Doğu diplomasisinin kalbi olduğunu bir kez daha teyit etmiş oldu.