Kayısı Başkenti Malatya’da Görsel Şölen: Bahçeler Beyaz Gelinliğini Giydi

Kayısı Başkenti Malatya’da Görsel Şölen: Bahçeler Beyaz Gelinliğini Giydi

Dünyanın 'kayısı başkenti' olarak tescillenen ve küresel kuru kayısı üretiminin yaklaşık yüzde 85’lik devasa bir kısmını sırtlayan Malatya’da, doğanın uyanışıyla birlikte eşsiz bir manzara ortaya çıktı. Geçtiğimiz yıl bölgede etkili olan yıkıcı zirai don hadisesinin ardından büyük bir merakla beklenen çiçeklenme süreci, kentin düşük rakımlı bölgelerinden başlayarak tüm ovayı beyaza bürüdü. Toplamda 9 milyona yakın ağaç varlığına sahip olan kentte, bahar mevsiminin müjdeleyicisi olan bu beyaz örtü, hem yerel üreticiler hem de tarım ekonomisi paydaşları için büyük bir moral kaynağı haline geldi.

Kayısı Başkenti Malatya’da Görsel Şölen: Bahçeler Beyaz Gelinliğini Giydi

Türkiye genelinde geçtiğimiz yıl meydana gelen ekstrem hava koşulları ve ani sıcaklık değişimleri, tarımsal üretimi pek çok noktada sekteye uğratmıştı. Özellikle Malatya’da kayısı ağaçlarının tam da çiçeklenme dönemine denk gelen don olayları, rekoltede hissedilir bir düşüşe neden olmuş ve üreticiyi zor durumda bırakmıştı. Ancak bu yıl, yağışların mevsim normallerinde seyretmesi ve kış uykusundan uyanan ağaçların sağlıklı bir görünüm sergilemesi, tarım sektörü temsilcilerini umutlandırdı. Güncelleme: Kentin 600 rakımlı bölgelerinden başlayıp 1600 rakıma kadar uzanan geniş coğrafyasında, çiçeklerin açmasıyla birlikte Malatya Ovası adeta bir kar denizini andırmaya başladı. Beyaza bürünen uçsuz bucaksız bahçeler, havadan dron ile görüntülenerek büyüleyici bir görsel şölen sundu.

Konuya ilişkin teknik ve bilimsel değerlendirmelerde bulunan Malatya Turgut Özal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Yıldırım, çiçeklenme sürecinin mart ayının üçüncü haftası itibarıyla ivme kazandığını belirtti. Prof. Dr. Yıldırım, çiçeklenmenin meyvecilikte verim ve kaliteyi belirleyen en kritik biyolojik aşamalardan biri olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: 'Malatya'da ilk olarak Kale ve Pütürge gibi düşük rakımlı ilçelerimizde başlayan bu süreç, kademeli olarak yüksek kesimlere doğru ilerliyor. Geçen yılki don hadisesi ağaçlarda fiziksel bir tahribat yaratmış olsa da, ağaçların sürgün vermesi ve tomurcukların olgunlaşma evresini tamamlamasıyla bu yaralar büyük oranda sarıldı. Yeni bir ekstrem don olayı yaşanmadığı müddetçe, geçen yılki kaybın bu yılki verime doğrudan bir olumsuz etkisi olmayacaktır.'

Ekonomik verimlilik için ağaçtaki tüm çiçeklerin meyveye dönüşmesine gerek olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Yıldırım, üreticilere şu bilgileri aktardı: 'Bizim için bilimsel ve ekonomik kriter, ağaçtaki her 100 çiçekten en az 15 tanesinin meyveye dönüşmesidir. Bu oran yakalandığında, hedeflenen rekolteye ulaşılmış sayılır. Bu noktada çiftçilerimizin üzerine düşen en önemli görev, çiçeklenme sonrası bakım işlemlerini ve koruyucu önlemleri aksatmamaktır. Özellikle çiçek monilyası olarak bilinen fungal hastalıklar, bu nemli ve hassas dönemde büyük bir tehdit oluşturabilir. Mantari enfeksiyonların ağaçlara zarar vermemesi adına doğru zamanda ve doğru dozda ilaçlama yapılması, hasat dönemindeki kaliteyi doğrudan belirleyecektir.'

Tozlaşma sürecinde arı faaliyetlerinin hayati önemine de değinen Yıldırım, hava şartlarının arıların çalışma performansını etkileyebileceğini ifade etti. Yıldırım, 'Kayısı, arı faaliyeti ile tozlanan bir meyvedir. Yağışların devam etmesi arıların uçuşunu kısıtlasa da, açan binlerce çiçekten küçük bir kısmının meyve tutması bile bizleri ekonomik açıdan kurtarmaktadır. Amacımız sadece miktar bazında değil, kalite bazında da dünya standartlarını korumaktır. Pazarın talep ettiği iri ve kaliteli meyveleri elde etmek için bakım işlemlerini titizlikle yürütmeliyiz. Malatya kayısısı, doğru tarım uygulamalarıyla bu yıl da dünya sofralarındaki yerini en üst kalitede almaya hazırdır' diyerek sözlerini noktaladı.