Dünya atletizm tarihi, Londra sokaklarında tanıklık edilen olağanüstü bir başarıyla sarsıldı. Kenyalı atlet Sabastian Sawe, Londra Maratonu'nda sergilediği performansla modern sporun en büyük tabularından birini yıktı. Sawe'nin 'gizli silahı' ve kusursuz stratejisi

30 yaşındaki Kenyalı sporcu, 26 Nisan Pazar günü gerçekleştirilen dev organizasyonda 42 kilometre 195 metrelik parkuru 1 saat 59 dakika 30 saniyede bitirdi. Yarışın her anında temposunu koruyan Sawe, atletizm dünyasında 'kırılmaz' denilen sınırı resmen yerle bir etti. Mücadelede ikinci sırayı alan Etiyopyalı Yomif Kejelcha da tarihi bir performans sergileyerek 1:59:41'lik derecesiyle iki saat sınırının altında kalmayı başardı. Kadınlar kategorisinde ise dünya rekorunun sahibi Etiyopyalı Tigst Assefa, yarışı 2 saat 15 dakika 41 saniyede tamamlayarak istikrarını sürdürdü.
Erkekler maratonunda önceki resmi rekor, 2023 yılında Chicago'da 2 saat 35 saniyelik derecesiyle Kelvin Kiptum'a aitti. Daha önce 2019 yılında Eliud Kipchoge, Viyana'da iki saatin altında bir maraton koşmuş olsa da, o etkinlik özel olarak ayarlanmış 'laboratuvar' koşullarında gerçekleştiği ve standart bir yarış olmadığı için dünya rekoru olarak tescil edilmemişti. Sawe'nin başarısını asıl önemli kılan unsur ise, bu derecenin tam rekabetçi bir ortamda, standart federasyon kuralları altında elde edilmiş olmasıdır.
Spor otoriteleri ve bilim insanları, Doğu Afrikalı atletlerin, özellikle de Kenya ve Etiyopyalıların uzun mesafe koşularındaki ezici üstünlüğünü çeşitli faktörlere bağlıyor. Antrenman metodolojilerindeki gelişim, özel beslenme programları ve son yıllarda 'süper ayakkabı' olarak adlandırılan yüksek teknoloji ürünü karbon plakalı ekipmanlar, bu rekorların düşmesinde büyük rol oynuyor. Erkekler maratonunda dünya rekoru süresi son 20 yıl içinde yaklaşık 4 dakika gibi inanılmaz bir düşüş gösterdi.
İstatistiki veriler, bu coğrafi üstünlüğün rastlantı olmadığını kanıtlıyor. Son beş Olimpiyat Oyunları'nda 800 metre ve üzerindeki mesafelerde kazanılan madalyaların çok büyük bir kısmı bu iki ülkeden gelen sporculara ait. Erkekler maraton tarihindeki en hızlı 20 derecenin 18'i Kenya ve Etiyopyalı atletler tarafından kaydedildi. Bu başarının kökeninde, Büyük Rift Vadisi'nin yüksek rakımlı coğrafyası yatıyor. Deniz seviyesinden binlerce metre yüksekte doğup büyüyen bu sporcular, düşük oksijen seviyelerine adapte olmuş güçlü bir kalp ve akciğer kapasitesine sahip oluyorlar.
Ancak bu fiziksel avantaj tek başına yeterli değil. Kenya ve Etiyopya'da koşu, sadece bir spor dalı değil, kuşaklardır süregelen bir yaşam tarzı ve kültürel bir kimliktir. Efsane atlet Haile Gebreselassie'nin çocukluğunda her gün kilometrelerce yolu yürüyerek ve koşarak gitmesi, bu kültürün en bilindik sembollerinden biridir. Kenya'nın Iten kasabası gibi 'şampiyon fabrikaları', yoksullukla mücadele eden gençler için atletizmi bir kurtuluş yolu ve kariyer basamağı olarak sunuyor.
Sabastian Sawe'nin başarısı, insan limitlerinin yeniden tanımlandığı bir dönemin başlangıcını simgeliyor. Uzmanlar, antrenman bilimindeki ilerlemelerle birlikte bu sürelerin daha da aşağı çekilebileceğini öngörüyor. Profesör Andrew Jones'un belirttiği gibi, bu başarılar sadece fiziksel değil, aynı zamanda muazzam bir zihinsel direnç gerektiriyor. Haftalık 160 kilometreyi aşan yıpratıcı antrenman programları, maraton koşucularının vücudunda ciddi izler bıraksa da, Sawe gibi isimler bu zorlukları aşarak imkansızı gerçeğe dönüştürmeye devam ediyor. Dünya atletizmi artık yeni bir çağın eşiğinde bulunuyor.