Denizli'de Yerli ve Yabancı Irkın Gücü Birleşti: Et Veriminde Rekor Artış

Denizli'de Yerli ve Yabancı Irkın Gücü Birleşti: Et Veriminde Rekor Artış

Denizli'nin Pamukkale ilçesinde hayvancılık sektöründe ezber bozan bir gelişme yaşandı. Geleneksel yöntemlerin dışına çıkan Atilla ve Cemil Doğan kardeşler, büyükbaş hayvancılığı geride bırakarak küçükbaş hayvancılıkta yenilikçi bir yaklaşıma imza attılar. Yerli bir ırk olan Çeşme sakız koyunu ile dünyaca ünlü Fransız etçi koç ırkı 'Ile de France'ı melezleyen üreticiler, elde ettikleri sonuçlarla sektörün dikkatini çekmeyi başardı. Bu stratejik hamle, hem doğurganlık oranlarını hem de birim hayvandan alınan et miktarını daha önce görülmemiş seviyelere taşıdı.

Denizli'de Yerli ve Yabancı Irkın Gücü Birleşti: Et Veriminde Rekor Artış

Hobi olarak başladıkları bu yolculukta kısa sürede profesyonel bir işletme haline gelen Doğan kardeşler, Pınarkent Mahallesi'ndeki tesislerinde bilimi ve tecrübeyi birleştirdi. Sakız koyunlarının yüksek süt verimi ve çoklu doğum yeteneği, Fransız koçların üstün et kalitesi ve hızlı gelişim özelliğiyle harmanlandı. Yapılan bu ıslah çalışması sonucunda, sürünün genel sağlığında ve büyüme endekslerinde kayda değer bir iyileşme gözlemlendi. Özellikle çoklu doğum oranlarının dördüz ve hatta beşiz seviyelerine ulaşması, işletmenin karlılığını doğrudan etkiledi.

Üretim sürecinin teknik detaylarını paylaşan 47 yaşındaki Atilla Doğan, yerli gen kaynaklarının korunurken verimliliğin nasıl artırılabileceğine dair önemli bilgiler sundu. Sakız koyunlarının süt potansiyelinden vazgeçmeden, pazarın talep ettiği et randımanını yakalamayı hedeflediklerini belirten Doğan, "Bizim temel amacımız, birim hayvandan en yüksek çıktıyı alabilmekti. Sakız koyunu bilindiği üzere sütü bol ve doğurgan bir ırktır. Ancak et verimi konusunda desteğe ihtiyacı vardı. İşte bu noktada Ile de France koçlarını devreye soktuk. Sonuçlar beklediğimizin bile üzerinde gerçekleşti" ifadelerini kullandı.

Rakamlarla ifade edildiğinde başarı daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. İlk üretim periyodunda 43 koyundan tam 112 kuzu elde eden üreticiler, ikinci turda ise 53 koyundan 138 kuzu alarak sürdürülebilir bir büyüme ivmesi yakaladı. Bu istatistikler, geleneksel küçükbaş hayvancılık verilerinin oldukça üzerinde seyrediyor. Kuzuların gelişim hızı ise bir diğer başarı hikayesi olarak öne çıkıyor. Normal şartlarda uzun sürede ulaşılan ağırlıklara, bu melez ırk sayesinde çok daha kısa sürede ulaşılabiliyor.

Doğan, melez kuzuların karkas ağırlıkları hakkında şu verileri paylaştı: "Kuzularımız henüz 120 günlük olduklarında 38-40 kilogram bandına ulaşıyor. İkiz veya üçüz doğan yavrularımızda bile canlı ağırlığın 65 kilogramı bulduğunu görüyoruz. Bu durum, besleme maliyetlerini düşürürken satış gelirlerini maksimize ediyor. Hem çoklu doğum avantajını hem de karkas kalitesini aynı bünyede toplamak, modern hayvancılığın en büyük hedeflerinden biridir."

Piyasa koşullarını da değerlendiren üreticiler, elde ettikleri bu nitelikli kuzuları Kurban Bayramı öncesinde tüketicilerle buluşturmaya başladı. Ekim ve kasım aylarında dünyaya gelen ve gelişimlerini tamamlayan kuzular, piyasa ortalamasının altındaki fiyatlarla kurbanlık pazarında yerini alıyor. Yerli üretimin gücünü vurgulayan Doğan kardeşler, bu modelin yaygınlaşmasıyla birlikte Türkiye'nin et arzı sorununa da çözüm üretilebileceğini savunuyor. Sektördeki diğer paydaşlar için de ilham kaynağı olan bu çalışma, geleneksel hayvancılığın teknolojik ve bilimsel yöntemlerle nasıl bir üst seviyeye taşınabileceğini kanıtlar nitelikte.