Gaziantep'in tarihi sokaklarında, unutulmaya yüz tutmuş geleneksel zanaatların son sesleri yankılanmaya devam ediyor. Bu seslerden birinin sahibi olan 54 yaşındaki Mehmet Danaoğlu, babasından devraldığı semercilik mesleğini tam 45 yıldır büyük bir özveriyle sürdürüyor. Sanayileşmenin ve tarımda makineleşmenin etkisiyle her geçen gün daha da kan kaybeden bu kadim meslek, Danaoğlu gibi azimli ustaların ellerinde can çekişse de hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Mehmet Usta’nın hikayesi, Nizip ilçesinde ilkokul yıllarına kadar uzanıyor. Henüz 8 yaşındayken okuldan çıkar çıkmaz babasının atölyesine koşan Danaoğlu, tatillerini oyun oynamak yerine babasının yanında çıraklık yaparak geçirdi. O dönemlerde ulaşım ve tarım için vazgeçilmez olan yük hayvanlarının teçhizatlarını üretmeyi öğrenen usta, mesleğin tüm inceliklerini sabırla kavradı. Bugün 54 yaşında olan Danaoğlu, aradan geçen yaklaşık yarım asra rağmen ilk günkü heyecanla tezgahının başına geçiyor.
Gaziantep’in Şahinbey ilçesine bağlı Suyabatmaz Mahallesi'nde yer alan, sadece 6 metrekarelik mütevazı bir dükkanda üretimini sürdüren Danaoğlu, bu kısıtlı alanda devasa bir mirasın bekçiliğini yapıyor. Babasının vefatının ardından ağabeyi ve yeğeniyle birlikte omuz omuza vererek mesleği yaşatmaya çalışan usta, el emeğiyle ürettiği semer, palan ve heybe gibi ürünleri Türkiye'nin dört bir yanına gönderiyor. Teknolojinin bu denli gelişmediği yıllarda onlarca ustanın bulunduğu Gaziantep'te, bugün bu işi hakkıyla yapan sadece birkaç kişinin kalmış olması ise mesleğin hüzünlü tablosunu gözler önüne seriyor.
Mehmet Danaoğlu için semercilik sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda çocuklarını geleceğe hazırladığı kutsal bir emek alanı. 45 yıl boyunca iğne ile kuyu kazar gibi işlediği semerlerden kazandığı parayla üç çocuğunu üniversitede okutmayı başaran Danaoğlu, bu gururu her fırsatta dile getiriyor. Zanaatın zorluklarına değinen usta, dışarıdan basit görünen bir semer yapımının aslında büyük bir maharet ve fiziki güç gerektirdiğini, yeni neslin bu sabrı gösteremediğini ifade ediyor.
Günümüzde traktörlerin giremediği dağlık arazilerde ve geleneksel hayvancılığın devam ettiği kırsal bölgelerde hala talep gören bu ürünler, özellikle İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinden alıcı buluyor. Çobanların ve çiftçilerin vazgeçilmezi olan palanlar, Mehmet Usta’nın elinde günlerce süren bir çalışmanın ürünü olarak ortaya çıkıyor. Ancak usta, çırak yetişmemesinden ve kendi çocuklarının dahi bu zorlu mesleği tercih etmemesinden dolayı endişeli. Ona göre, kendileri bu alandaki 'son nesil' temsilcileri olarak tarihteki yerlerini alacaklar.
2 milyonluk nüfusa sahip devasa bir sanayi şehri olan Gaziantep'te, el emeğine dayalı bu tür zanaatların korunması gerektiğini vurgulayan Danaoğlu, hayvancılık var oldukça bu ekipmanlara olan ihtiyacın bitmeyeceğini ancak usta eksikliğinin mesleği tamamen bitireceğini söylüyor. Tarımda modernleşme ne kadar ilerlerse ilerlesin, doğanın ve coğrafyanın getirdiği zorunluluklar sebebiyle semercilik gibi kadim mesleklerin kültürel birer miras olarak yaşatılması büyük önem taşıyor.
Sonuç olarak, Mehmet Danaoğlu’nun 6 metrekarelik dükkanında yükselen çekiç sesleri, sadece bir üretim sürecini değil, aynı zamanda bir tarihin ve geleneğin direnişini simgeliyor. Usta, sağlığı elverdiği müddetçe babasından kalan bu emaneti sürdürmeye ve yük hayvanlarının yükünü hafifletmeye kararlı görünüyor.