Mersin’in Mut ilçesinde, dar sokakların arasındaki mütevazı dükkanında yarım asrı aşkın bir süredir kumaşlara hayat veren 65 yaşındaki Ali Baki, terzilik mesleğinin son temsilcilerinden biri olarak zamana karşı direniyor. Tam 51 yıl önce çırak olarak adım attığı bu meslekte, bugün ustalık makamının en kıdemli isimlerinden biri olan Baki, iğne ve ipliğin sihrini korumaya çalışırken, sektörün yaşadığı derin dönüşümden ve en büyük yarası olan çırak bulamama sorunundan dert yanıyor.
Geleneksel terzilik sanatı, geçmiş yıllarda toplumsal hayatın ve şıklığın merkezinde yer alırken, günümüzde yerini seri üretim fabrikasyon ürünlere bırakmış durumda. Eskiden bayramlar, düğünler ve özel günler için aylar öncesinden randevu alınan terzi dükkanları, şimdilerde sadece paça boyu kısaltma ya da daraltma gibi tadilat işlerinin yapıldığı mekanlara dönüştü. Ali Baki, mesleğe başladığı 1970'li yıllarda terziliğin itibarının ve ekonomik karşılığının çok yüksek olduğunu, ancak bugünün koşullarında zanaatın can çekiştiğini ifade ediyor.

Mesleğine olan tutkusunu her fırsatta dile getiren Ali Baki, süreci şu sözlerle özetliyor: "1975 yılında bu tozlu dükkanın eşiğinden içeri çırak olarak girdiğimde, terzilik bir yaşam biçimiydi. Yarım asrı geride bıraktım, 51 yıldır bu makinenin başındayım. Anadolu’nun pek çok yerini gezdim, farklı teknikler öğrendim. Özellikle kadın giyimi üzerine uzmanlaşmış olsam da erkek terziliği bizim temelimizdir. Ancak bugün geldiğimiz noktada, sıfırdan bir elbise diktirmek isteyenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor."
Baki'ye göre mesleğin en büyük trajedisi, bayrağı devralacak bir neslin yetişmemesi. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte gençlerin el emeği gerektiren işlere olan ilgisinin azaldığını belirten usta terzi, çırak bulamamanın mesleğin sonunu hazırladığını vurguluyor. "Kendi çocuklarımızda bile bu işe karşı bir heves göremiyoruz. Bizler bu mesleğin son temsilcileriyiz. Bizden sonra bu dükkanların kapısına kilit vurulacak. Çırak yetişmiyor, kimse parmaklarını iğneyle kanatmak istemiyor. Bu gidişle bir düğme dikmeyi bile bilen usta kalmayacak," diyerek sitemini dile getiriyor.
Ali Baki’nin dükkanındaki sadık müşterilerinden biri olan Mustafa Tezcan, ustanın el emeğine olan güvenini dile getirirken, kaliteli işçiliğin yerini hiçbir şeyin tutamayacağını belirtiyor. Yaklaşık 30 yıldır kıyafetlerini Ali Baki’ye emanet eden Tezcan, "Ali arkadaşımın ustalığı tartışılmaz. Hazır giyimde asla bulamayacağınız o kalıp gibi oturan kesimleri o yapıyor. 30 yıldır bir kez bile beni yanıltmadı. Ancak onun gibi ustaların kıymetini maalesef iş işten geçtikten sonra anlayacağız," şeklinde konuşuyor.
Geleneksel zanaatların endüstrileşme karşısında verdiği bu varoluş savaşı, sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda kültürel bir mirasın da silinmesi anlamına geliyor. Mersin'in Mut ilçesindeki bu küçük dükkanda, makine sesleri hala yankılanmaya devam etse de, Ali Baki'nin endişeli bekleyişi, bir dönemin sessizce kapanmakta olduğunu acı bir şekilde hatırlatıyor. Yarım asırlık tecrübenin ipliği artık tükenmek üzereyken, terzilik gibi kadim mesleklerin geleceği büyük bir belirsizlik içinde kalmaya devam ediyor.