Küba, modern tarihinin en büyük enerji krizlerinden biriyle mücadele ederken, Rusya stratejik bir hamleyle adaya kritik yakıt desteği sağlama kararı aldı. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın adayı ekonomik ve enerjik olarak izole etme stratejisi kapsamında uyguladığı ağır ambargolar, geçtiğimiz günlerde Küba'nın ulusal elektrik şebekesinin tamamen çökmesine neden olmuştu. Bu kritik süreçte Moskova'dan hareket eden dev petrol tankerleri, Havana yönetimi için adeta bir can simidi niteliği taşıyor.

Uluslararası denizcilik veri kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Rusya'dan yola çıkan iki büyük tanker, ABD donanmasının bölgedeki denetimlerine rağmen Küba limanlarına ulaşmak için rota oluşturdu. Güncelleme: Yaklaşık üç aydır düzenli enerji sevkiyatı alamayan ve bu nedenle temel kamu hizmetlerinin durma noktasına geldiği ülkede, bu sevkiyatın ay sonuna kadar tamamlanması bekleniyor. Uzmanlar, Rusya'nın bu hamlesinin Washington'un bölgedeki nüfuzunu sarsabilecek bir jeopolitik mesaj içerdiğini vurguluyor.
Sevkiyatın detayları incelendiğinde, operasyonun büyüklüğü daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. Rus bayrağı altında seyreden dev tanker "Anatoly Kolodkin", Rusya'nın Primorsk limanından ayrılarak Küba'nın stratejik öneme sahip Matanzas limanına doğru ilerleyişini sürdürüyor. Geminin ambarlarında yaklaşık 730 bin varil ham petrol bulunduğu bildirildi. Bunun yanı sıra, Hong Kong bayraklı "Sea Horse" isimli bir diğer gemi de 27 bin ton işlenmiş Rus yakıtıyla birlikte Karayip sularına giriş yapmaya hazırlanıyor. Her iki geminin de önümüzdeki hafta içinde Küba kara sularına girmesi öngörülüyor.
Küba'nın içinde bulunduğu bu karanlık tablo, sadece enerji eksikliğiyle değil, aynı zamanda müttefiklerinin baskı altına alınmasıyla da derinleşmişti. Geçmişte adanın en büyük tedarikçisi olan Venezuela, Nicolas Maduro yönetimine yönelik ABD operasyonları ve yaptırımları nedeniyle sevkiyatları durdurmak zorunda kalmıştı. Benzer şekilde, Washington'un diplomatik baskılarına maruz kalan Meksika'nın da Ocak ayından bu yana Küba'ya petrol göndermediği biliniyor. Kendi enerji ihtiyacının ancak %40'ını yerli üretimle karşılayabilen adada, bu kesintiler sonucunda hastanelerde ameliyatlar ertelenmiş, toplu taşıma ve gıda dağıtım zincirleri tamamen felç olmuş durumda.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Küba'ya yönelik sert politikaları ise gerilimi tırmandırmaya devam ediyor. Trump'ın geçtiğimiz günlerde sarf ettiği "Küba'yı alma onuru benim olacak" şeklindeki sözleri, Havana'da büyük bir infial yarattı. Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, bu açıklamalara sosyal medya üzerinden sert bir yanıt vererek, ABD'nin anayasal düzeni zorla değiştirme tehditlerine karşı halkın aşılmaz bir direniş göstereceğini ifade etti. Rus tankerlerinin adaya varışı, bu siyasi gerginliğin tam ortasında gerçekleşiyor.
Şimdi tüm dünyanın gözü Karayip Denizi'ndeki bu kritik satranç tahtasına çevrilmiş durumda. ABD donanmasının, kendi ilan ettiği ablukayı delen bu Rus gemilerine müdahale edip etmeyeceği merak konusu. Kremlin'den yapılan açıklamalarda Küba ile sürekli temas halinde olunduğu ve insani yardımın devam edeceği vurgulanırken, Washington'un olası bir müdahalesinin iki süper güç arasında doğrudan bir sıcak çatışmaya dönüşmesinden endişe ediliyor. Bu tankerlerin taşıdığı yakıt, sadece Küba'nın elektriklerini açmakla kalmayacak, aynı zamanda küresel diplomaside yeni bir güç savaşının fitilini ateşleyecek gibi görünüyor.