Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Üye Devletleri Hükümet Başkanları ve Cumhurbaşkanı Yardımcıları Toplantısı’na katılarak, Türk dünyasının geleceğine ışık tutan stratejik değerlendirmelerde bulundu. Küresel sistemin mevcut tıkanıklıklar nedeniyle krizleri çözmekte yetersiz kaldığını belirten Yılmaz, Türk devletleri arasındaki dayanışmanın sadece bölgesel değil, küresel istikrar için de kritik bir denge unsuru olduğunu ifade etti. Özellikle enerji ve ulaştırma koridorlarının güçlendirilmesinin, modern çağın getirdiği jeopolitik risklere karşı en güçlü kalkan olacağını vurguladı.
Yılmaz, konuşmasında Ortadoğu'da tırmanan gerilime dikkat çekerek, İsrail'in bölgeyi adım adım istikrarsızlığa sürükleyen saldırgan politikalarının Hürmüz Boğazı ve enerji hatları üzerinde yarattığı riskleri hatırlattı. Gazze’den Lübnan’a, Yemen’den İran’a kadar genişleyen çatışma halkasının küresel ekonomik dengeyi tehdit ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı, kritik altyapıların hedef alınmasının dünya ekonomisini geri dönülmez bir felakete sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Bu bağlamda, Türkiye’nin itidal çağrısını yineleyerek, TDT üyelerinin bölgede barışın tesisi için ortak bir duruş sergilemesinin önemine işaret etti.
Ekonomik entegrasyonun derinleştirilmesi gerektiğini savunan Cevdet Yılmaz, Türk devletlerinin sahip olduğu toplam 180 milyonluk nüfus ve 2,1 trilyon dolarlık gayrisafi milli hasıla potansiyeline dikkat çekti. Mevcut ticaret hacminin bu potansiyelin altında kaldığını belirten Yılmaz, üye ülkelerin kendi aralarındaki ihracat oranının toplam dış ticaretleri içindeki payını en az yüzde 10 seviyesine çıkarma hedefini paylaştı. Bu hedefe ulaşmak için Türk Yatırım Fonu’nun finansman faaliyetlerine başlamasının ve yatırımların karşılıklı korunması anlaşmalarının revize edilmesinin stratejik bir gereklilik olduğunu dile getirdi.
Ulaştırma ve lojistik alanında 'Orta Koridor' vurgusu yapan Yılmaz, Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru’nun tedarik zincirlerinin güvenliğinde oynadığı kilit role değindi. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı ve karayolu ağlarının geliştirilmesinin, ticaretin çeşitlendirilmesi açısından vazgeçilmez olduğunu belirtti. Enerji alanında ise yenilenebilir kaynaklar, doğalgaz ve kritik mineraller konusunda iş birliği yapmanın önemini anlatan Yılmaz, 'Hazar Geçişli Doğal Gaz Boru Hattı' projesinin bölgesel enerji güvenliğine ve üye ülkelerin kalkınmasına sunacağı katkıları aktardı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Yılmaz, Başbakan Ünal Üstel’in toplantıdaki varlığından duyduğu memnuniyeti ifade etti. Kıbrıs adasının stratejik konumunun her geçen gün daha da arttığını belirten Yılmaz, tüm TDT üyelerini KKTC ile siyasi, ekonomik ve kültürel bağlarını güçlendirmeye ve uluslararası toplum nezdindeki haklı davasına destek vermeye çağırdı. Ayrıca, Güney Kafkasya’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında süregelen barış görüşmelerinin sonuçlanmasının, tüm bölge refahı için tarihi bir fırsat olduğunu sözlerine ekledi.
Dijitalleşme, yapay zeka ve iklim değişikliğiyle mücadele konularına da geniş yer ayıran Yılmaz, Türkiye'nin COP31 başkanlığı adaylığı için destek beklediğini belirtti. Gıda güvenliği konusunda Türkiye’nin tecrübeli ismi Mehdi Eker’in FAO Genel Direktörlüğü adaylığını hatırlatarak, Türk dünyasının uluslararası platformlarda tek ses olmasının gücünü vurguladı. Sonuç olarak Yılmaz, TDT'nin somut projeler üreten etkin bir yapıya dönüştüğünü ve Bakü'deki bu buluşmanın daha müreffeh bir Türk dünyasının inşası yolunda önemli bir kilometre taşı olacağını ifade ederek konuşmasını sonlandırdı.