Orta Doğu'da gerilim hat safhadayken, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yönetiminden bölgesel dengeleri sarsacak stratejik bir hamle geldi. ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülmesi planlanan olası müzakere süreci kapsamında, Tahran yönetiminin iki kritik ismini geçici olarak askeri hedef listesinden çıkardığını duyurdu. Alınan bu sürpriz karar doğrultusunda, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'ye yönelik operasyonel faaliyetlerin askıya alındığı bildirildi.

Wall Street Journal gazetesinin ABD'li üst düzey yetkililere dayandırdığı habere göre, 28 Şubat tarihinde ABD ve İsrail’in İran topraklarına yönelik başlattığı geniş çaplı hava saldırıları devam ederken, diplomasi kanallarında hareketlilik yaşandı. Trump yönetiminin, İran ile bir anlaşma zemini aramak amacıyla Kalibaf ve Arakçi’yi kapsayan "hedef listesi" muafiyetini 4 ila 5 günlük kısa bir süre için devreye soktuğu ifade ediliyor. Uzmanlar, bu sınırlı zaman diliminin, taraflar arasındaki ön görüşmelerin seyrine göre uzatılabileceği ya da tamamen sonlandırılabileceği görüşünde birleşiyor.
Söz konusu diplomatik girişimin arkasında ise Türkiye, Pakistan ve Mısır'ın oluşturduğu güçlü bir arabuluculuk trafiği bulunuyor. Bölgesel istikrarı korumaya çalışan bu üç ülkenin girişimleriyle, ABD'li ve İranlı üst düzey yetkililerin önümüzdeki günlerde tarafsız bir bölgede bir araya gelmesi hedefleniyor. Ancak diplomatik koridorlardan sızan bilgiler, tarafların masaya getireceği şartlar arasındaki derin uçurumlar nedeniyle somut bir sonuç alma ihtimalinin düşük olduğunu gösteriyor. ABD, özellikle nükleer program ve bölgesel vekil güçler konusunda tavizsiz bir tutum sergilerken, İran tarafı ise ekonomik yaptırımların tamamen kaldırılması ve askeri operasyonların durdurulmasını ön şart olarak sunuyor.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, konuyla ilgili yaptığı basın açıklamasında Tahran yönetimine yönelik sert uyarılarda bulunmayı ihmal etmedi. Leavitt, bu geçici muafiyetin bir zayıflık belirtisi olmadığını, aksine İran'ın çatışmayı sona erdirmesi için sunulan son bir şans olduğunu belirtti. Sözcü, Tahran'ın saldırgan tutumunu sürdürmesi halinde ABD'nin çok daha yıkıcı ve sert karşılıklar vereceğini de sözlerine ekledi. Bu durum, Trump yönetiminin "havuç ve sopa" politikasını aynı anda uyguladığını gösteriyor.
Öte yandan, İsrail'in bölgedeki stratejisi ABD ile tam olarak örtüşmüyor. Savaşın başladığı günden bu yana Lübnan ve Gazze'de uyguladığı "lider kadroyu tasfiye" stratejisini İran topraklarına da taşımayı hedefleyen İsrail, Tahran'ın karar verici mekanizmalarını tamamen etkisiz hale getirmeyi planlıyor. ABD ise bu noktada daha temkinli davranarak, İran'ın askeri tesislerini ve füze kapasitesini hedef almayı, ancak siyasi muhatapları belirli bir süre korumayı tercih ediyor.
Donald Trump, yaptığı değerlendirmede saldırıların İran'ın mevcut liderlik yapısını ciddi şekilde sarstığını ve yönetim içerisinde büyük bir panik havası hakim olduğunu iddia etti. Trump'a göre, İran lider kadrosunun bir kısmının ortadan kaldırılması, barış görüşmeleri yürütecek yetkili isim bulmayı zorlaştıran bir unsur haline geldi. Bu nedenle Kalibaf ve Arakçi gibi isimlerin hedef dışında tutulması, masada oturacak bir tarafın kalmasını sağlama amacını taşıyor. Bölgede askeri hazırlıklar en üst seviyede devam ederken, tüm gözler önümüzdeki 120 saat içinde gerçekleşebilecek olası temaslara çevrilmiş durumda.