Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Orta Doğu'da tansiyonun zirve yaptığı ve İran ile girilen çatışmaların sürdüğü kritik bir dönemde, Florida'da düzenlenen bir yatırım forumunda dünya gündemine oturan açıklamalara imza attı. Operasyonun 29. gününe girilirken Trump, bölgedeki en önemli aktörlerden biri olan Türkiye'ye geniş bir parantez açtı.

Trump, Türkiye'nin operasyon sürecindeki kararlılığını vurgulayarak, "Onlardan özellikle rica ettiğimiz noktaların dışında kaldılar, tam anlamıyla tarafsızlıklarını korudular. Bu süreçte gerçekten büyük bir destek sağladılar. Cumhurbaşkanı Erdoğan harika bir lider, Türkiye ise her anlamda fantastik bir ülke," sözleriyle takdirlerini iletti. ABD Başkanı, Türkiye'nin bölgedeki diğer aktörlerin aksine son derece yapıcı ve güvenilir bir tutum sergilediğini, bu durumun Washington-Ankara hattındaki ilişkiler açısından kritik önem taşıdığını belirtti.
Operasyonun teknik detaylarına ve askeri ilerleyişe de değinen Trump, Washington yönetiminin İran'ın askeri kapasitesini "Epic Operasyonu" adını verdiği hamlelerle ciddi oranda zayıflattığını savundu. Kendi liderliğinde Amerikan ordusunun radikal rejimlerden kaynaklanan tehditleri bertaraf ettiğini öne süren Başkan, "Şu an dünyadaki açık ara en güçlü orduya sahibiz. Bu muazzam askeri güç, daha önce kimsenin tanık olmadığı türden bir caydırıcılık unsuru oluşturuyor," dedi. Konuşması sırasında coğrafi bir terim hatası yaparak Hürmüz Boğazı yerine yanlışlıkla "Trump Boğazı" ifadesini kullanan Başkan, durumu hızlıca fark ederek espriyle karışık bir düzeltme yaptı. Medyanın bu sürç-i lisanı çarpıtacağını iddia eden Trump, "Bende hata olmaz, bu bilinçli bir göndermeydi," diyerek durumu toparlamaya çalıştı.
Trump’ın açıklamalarında öne çıkan bir diğer önemli başlık ise müttefiklik ilişkileri ve gelişmiş askeri teknoloji transferiydi. Suudi Arabistan'a F-35 savaş uçaklarının satışına onay verdiklerini resmen açıklayan Trump, bu vesileyle NATO müttefiklerine yönelik geleneksel eleştirilerini de yineledi. Bazı ülkelerin en zorlu kriz anlarında ABD’nin yanında durmadığını savunan Trump, "NATO bize çoğu zaman destek vermiyor. Büyük bir kriz patlak verdiğinde orada olmayacaklarına dair şüphelerim var. Ancak Türkiye, Endonezya ve diğer bazı dost ülkeler bu süreçte gerçek yüzlerini ve sadakatlerini gösterdiler. Bizimle olmayanlar, bu tercihlerinin diplomatik ve ekonomik bedelini gelecekte ağır ödeyecekler," şeklinde konuştu.
İran’daki hedeflere yönelik de oldukça sert mesajlar veren Trump, operasyonun henüz nihayete ermediğini hatırlattı. Tahran yönetiminin stratejik noktaları üzerinde 3 bin 554 belirlenmiş hedefin bulunduğunu ve bu noktaların büyük bir süratle vurulmaya devam edeceğini kaydeden Trump, yaşananları teknik olarak bir "savaş" değil, "askeri operasyon" olarak nitelendirdi. Bu terminolojik tercihin, Kongre onayına ihtiyaç duymadan hızlı karar alabilmek adına yapıldığını da gizlemedi. Konuşmasının sonunda ise jeopolitik bir sürprize imza atan Trump, İran’ın ardından bir sonraki hedefin Küba olabileceği sinyalini vererek, "Sırada Küba var ancak siz lütfen bunu şu an için resmen söylemediğimi varsayın," diyerek dünya siyasetinde yeni bir tartışma başlattı.