Tokat'ın tarihi ve kültürel dokusuyla öne çıkan Zile ilçesi, son yıllarda el sanatları alanında benzersiz bir üretim merkezine dönüştü. Lavların ani soğumasıyla oluşan ve doğanın en gizemli taşlarından biri olarak kabul edilen siyah obsidyen, Zile Halk Eğitimi Merkezinde kurulan atölyelerde ustalıkla işleniyor. Dört yıl önce hayata geçirilen bu proje, hem geleneksel el sanatlarını yaşatıyor hem de bölge kadınları için önemli bir istihdam kapısı aralıyor.
Obsidyen, antik çağlardan bu yana keskinliği ve yansıtıcı özelliği nedeniyle pek çok medeniyet tarafından kullanılan volkanik bir cam türüdür. Zile'deki usta öğretici Eda Can ve beraberindeki kadın kursiyerler, bu kadim taşı modern tasarım teknikleriyle birleştirerek yüksek sanatsal değere sahip aynalara dönüştürüyor. Sadece estetik değil, aynı zamanda büyük bir sabır ve teknik beceri gerektiren bu süreçte, ham taşın pürüzsüz bir yansıtıcı yüzeye dönüşmesi için günler süren bir mesai harcanıyor.
Üretim sürecinin en kritik aşaması, taşın kaynağından temin edilmesi ve atölyeye ulaştırılmasıyla başlıyor. Niğde ve çevre illerden getirilen taşların ardından yapılan denemeler sonucunda, en kaliteli sonuçların Kars'ın Sarıkamış ilçesinden çıkarılan obsidyenlerle elde edildiği saptandı. Usta öğretici Eda Can, taşın işlenme zorluklarını anlatırken, özellikle parlatma aşamasında uzun süre doğru formülü aradıklarını belirtiyor. Bir aynanın kesiminden nihai parlatma aşamasına kadar geçen bir haftalık süre, tamamen el emeğine dayalı bir titizlikle yürütülüyor.
Zile'de üretilen bu özel aynalar, klasik fabrikasyon aynalardan tamamen farklı bir karaktere sahip. Doğal taşın kendine has dokusunu koruyan bu ürünler, hiçbir kimyasal işlem görmeden, tamamen fiziksel aşındırma ve parlatma yöntemleriyle ayna özelliği kazanıyor. Bu benzersizlik, ürünlere olan talebin sadece yerelle sınırlı kalmamasını sağladı. Şu an itibarıyla Türkiye'nin 43 farklı iline gönderilen obsidyen aynalar, dekorasyon dünyasında kendine özel bir yer edindi. Yılda ortalama 200 adet üretilen büyük boy aynaların yanı sıra, takılar, dekoratif bıçaklar ve hatta cerrahi operasyonlarda kullanılabilecek kadar keskin neşter uçları da üretim yelpazesinde yer alıyor.
Eda Can, bu girişimin sadece bir kurs değil, aynı zamanda bir yerel kalkınma modeli olduğunu vurguluyor. Türkiye'de bu ölçekte obsidyen ayna üretimini başlatan ilk merkez olduklarını belirten Can, gelen yoğun siparişlerin kursiyer kadınların motivasyonunu artırdığını ifade ediyor. Tamamen doğal olan ve her bir parçası eşsiz bir sanat eserini andıran bu aynalar, hem evleri süslüyor hem de Tokat'ın zanaatkarlık potansiyelini ulusal düzeye taşıyor. Projenin önümüzdeki dönemde daha geniş kitlelere ulaşması ve üretim kapasitesinin artırılması hedefleniyor.