İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bölgedeki gerilimin ekonomik yansımalarına dair çarpıcı açıklamalarda bulunarak ABD yönetimini ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu sert bir dille eleştirdi. Arakçi, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından açıklanan savaş maliyeti verilerinin gerçeği yansıtmadığını öne sürerek, Netanyahu’nun bölgedeki saldırgan tutumunun Amerikan vergi mükellefleri üzerindeki yükünün saklandığını iddia etti.

Bakan Arakçi, sosyal medya mecraları üzerinden yaptığı resmi açıklamada, Pentagon’un Orta Doğu’daki askeri faaliyetlerin ve İsrail’e verilen desteğin maliyetini 25 milyar dolar olarak beyan ettiğini, ancak bu rakamın gerçek maliyetin çok uzağında olduğunu belirtti. Tahran’ın iddiasına göre, İsrail hükümetinin yürüttüğü askeri operasyonların ve buna bağlı gelişen bölgesel istikrarsızlığın Amerika Birleşik Devletleri’ne toplam faturası 100 milyar doları aşmış durumda. Arakçi, bu durumu "Netanyahu’nun kumarı" olarak nitelendirerek, ABD’nin bu kumarda öngörülenden dört kat daha fazla bir bedel ödediğinin altını çizdi.
Uluslararası diplomasi çevrelerinde geniş yankı uyandıran açıklamalarında Arakçi, bu maliyetin sadece doğrudan askeri yardımlarla sınırlı olmadığını, Amerikan halkının günlük yaşamına yansıyan dolaylı etkilerin de göz ardı edilemeyecek kadar büyük olduğunu savundu. Bakan, her bir Amerikan hanesinin bu süreçten dolayı aylık yaklaşık 500 dolarlık bir ek maliyetle karşı karşıya kaldığını ve bu miktarın her geçen gün hızla arttığını iddia etti. "Önce İsrail" politikasının kaçınılmaz bir şekilde "Sonra Amerika" sonucunu doğurduğunu savunan Arakçi, Washington’ın önceliklerini sorgulayan bir tutum sergiledi.
Arakçi, iddialarını desteklemek amacıyla paylaşımına çeşitli ekonomik grafikler ve veri setleri de ekledi. Bu veriler arasında, Amerika Birleşik Devletleri’nin kamu borcunun gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranındaki tehlikeli yükseliş ve mali durumunun kötüleştiğini düşünen Amerikan vatandaşlarının oranındaki artış dikkat çekti. Tahran yönetiminin sunduğu grafiklere göre, Amerikalıların yüzde 55’i ülkenin mali gidişatının negatif yönde ilerlediğine inanıyor.
Siyaset uzmanları, İran’ın bu açıklamalarını sadece bir ekonomik analiz değil, aynı zamanda ABD iç siyasetindeki hassas dengeleri hedef alan stratejik bir hamle olarak değerlendiriyor. Özellikle ABD’de yaklaşan seçim süreçleri ve artan enflasyonist baskılar düşünüldüğünde, dış askeri harcamaların Amerikan kamuoyunda daha fazla tartışılması Tahran’ın amaçları arasında yer alıyor olabilir. Pentagon ise henüz Arakçi’nin 100 milyar dolarlık iddiasına dair resmi bir yanıt vermiş değil.
Sonuç olarak, Tahran ile Washington arasındaki gerilim sadece askeri ve diplomatik sahada değil, aynı zamanda rakamsal veriler ve ekonomik maliyetler üzerinden yürütülen bir algı savaşına dönüşmüş durumda. İran Dışişleri Bakanı Arakçi’nin bu sert çıkışı, bölgedeki savaşın faturasının küresel ölçekte ve özellikle de süper güçlerin iç ekonomilerinde nasıl bir sarsıntı yarattığını bir kez daha gündeme getirdi. Gelecek günlerde ABD kanadından gelecek resmi veriler, bu tartışmanın seyrini belirleyecek ana unsur olacaktır.