Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Ziraat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Hayrettin Kuşcu, küresel iklim değişikliği ve kuraklık tehdidi altındaki tarımsal üretimin geleceğine dair çarpıcı veriler paylaştı. Bursa Sanayici ve İş İnsanları Derneği (BUSİAD) ile Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün iş birliğiyle düzenlenen Bursa Tarım Kongresi’nde konuşan Prof. Dr. Kuşcu, özellikle zeytin üretimi üzerinden su tüketiminin ulaştığı dehşet verici boyutları gözler önüne serdi. Yapılan araştırmalara göre, sadece bir kilogram zeytinin tarladaki ekim aşamasından sofradaki nihai tüketimine kadar geçen süreçte harcanan toplam su miktarı tam 6 bin 798 litre olarak hesaplandı.

Prof. Dr. Kuşcu, "Tarımsal Kuraklık ve Sulama Yönetimi" başlıklı sunumunda, tarım sektörünün dünyada ve Türkiye'de tatlı su kaynaklarının en büyük tüketicisi olduğunun altını çizdi. Türkiye'nin yıllık toplam tatlı su kullanımının yaklaşık 57 milyar metreküp olduğunu belirten Kuşcu, bu miktarın 44 milyar metreküp gibi devasa bir kısmının doğrudan tarımsal sulama için kullanıldığını ifade etti. Sanayi ve evsel kullanımın, tarımın yanında oldukça düşük bir paya sahip olduğunu kaydeden uzman, bu dengesizliğin kaynakların sürdürülebilirliği açısından büyük risk taşıdığını vurguladı. Türkiye'nin mevcut 24 milyon hektarlık tarım arazisinin yaklaşık yüzde 30'unun sulanabilir olduğunu hatırlatan Kuşcu, bu kısıtlı alanın toplam üretimin yarısından fazlasını karşıladığını, dolayısıyla suyun verimli kullanılmasının hayati olduğunu belirtti.
"Su Ayak İzi" kavramının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Kuşcu, ihracat politikaları konusunda da stratejik bir uyarıda bulundu. Bir kilogram zeytin üretmek için harcanan 6 bin 798 litrelik suyun, aslında "sanal su" olarak ürünle birlikte ihraç edildiğini ifade eden Kuşcu, "Biz tarımsal ürünlerimizi yurt dışına gönderirken, aslında dolaylı yoldan kendi kısıtlı tatlı su kaynaklarımızı da ihraç etmiş oluyoruz. Bu durum, özellikle su stresi çeken bölgeler için uzun vadede ciddi ekolojik ve ekonomik sonuçlar doğurabilir. Akılcı ve bilimsel temelli su kullanımı, artık bir tercih değil zorunluluktur" dedi.
Bursa özelinde yaşanan su krizine de değinen Prof. Dr. Kuşcu, özellikle Nilüfer, Mustafakemalpaşa ve Karacabey ovalarında yeraltı su seviyelerinin alarm verdiğini belirtti. Meyve ve sebze ambarı olarak bilinen bu bölgelerde tarımsal sulama baskısının her geçen yıl arttığını ifade eden Kuşcu, kuraklığın artık doğal afetler sıralamasında birinci sıraya yerleştiğini söyledi. Ancak bu karanlık tabloya rağmen suyun doğru yönetilmesi durumunda ekonomik kalkınmanın devam edebileceğini de sözlerine ekledi.
Çözüm önerileri kapsamında modern sulama tekniklerinin ve "su hasadı" yöntemlerinin önemine vurgu yapan Kuşcu, bitkilere ihtiyaç duydukları suyun tamamı yerine yüzde 25-30 oranında daha az su verilmesiyle, verim kaybının sadece yüzde 5-10 seviyelerinde tutulabileceğini bilimsel verilerle açıkladı. Gıda güvenliğini tehlikeye atmadan yapılabilecek bu tasarrufun, su rezervlerini korumak adına kritik bir hamle olacağını belirtti. Ayrıca, İran ve Fas gibi su kıtlığıyla mücadele eden ülkelerde yaygın olan mikro ve makro ölçekli su hasadı yöntemlerinin Türkiye'de de hızla hayata geçirilmesi gerektiğini savunarak, yerel yönetimlere ve çiftçilere koordinasyon çağrısında bulundu.