İzmir spor camiasının gurur kaynaklarından biri olan dünya şampiyonu milli sporcu Yeliz Koblay Tekin, profesyonel kariyeri ile annelik sorumluluklarını aynı potada eriterek dikkat çekici bir başarı öyküsüne imza atıyor. 38 yaşındaki tecrübeli antrenör, sporun sadece bir fiziksel aktivite değil, bir yaşam biçimi olduğunu kendi hayat pratiğiyle kanıtlıyor. Henüz 3 aylık olan bebeği Arel ve 6 yaşındaki oğlu Arden ile günün büyük bir bölümünü ringlerin arasında geçiren Tekin, spor salonunu adeta sıcak bir aile ortamına dönüştürmüş durumda.

Kariyeri boyunca elde ettiği şampiyonluklarla Türk bayrağını uluslararası arenada defalarca dalgalandıran Tekin, annelik döneminde de spor tutkusundan ödün vermedi. Hamilelik sürecinin son anlarına kadar antrenman salonundan kopmayan ve fiziksel formunu koruyan şampiyon sporcu, şimdi de çocuklarını sporun disiplinli atmosferinde yetiştirmenin avantajlarını yaşıyor. Sabahın erken saatlerinde başlayan ve akşam 22.00 sularına kadar devam eden yoğun eğitim temposunda, çocuklarının ihtiyaçlarını antrenman aralarına sığdıran Tekin, bu durumun hem öğrencileri hem de çocukları üzerinde olumlu etkiler yarattığını belirtiyor.
Modern çağın en büyük sorunlarından biri olan teknoloji bağımlılığına karşı çocuklarını korumayı hedefleyen başarılı antrenör, spor salonunu bir oyun ve öğrenme alanına çevirmiş durumda. Altı yaşındaki oğlu Arden’in fiziksel ve zihinsel gelişimini spor parkurlarında takip eden Tekin, üç aylık Arel bebeği ise derslerin akışına dahil ediyor. Bebeği uyumadığı zamanlarda kucağına alarak teknik analizler yapan ve öğrencilerine komutlar veren şampiyon anne, bu görüntüsüyle spor camiasında büyük takdir topluyor.
Yeliz Koblay Tekin, çocuklarını salonda büyütme kararının arkasındaki felsefeyi şu sözlerle açıklıyor: 'Eşim ve ben antrenör olduğumuz için hayatımız zaten spor salonlarında geçiyor. Çocuklarımızın bu atmosferin dışında kalmasını istemedik. Burada sadece dövüş sporlarını değil; renkleri, sayıları, yürümeyi ve sosyal ilişkileri öğreniyorlar. Dijital ekranlar yerine hareketli bir yaşamı tercih etmeleri, onların gelecekteki karakter yapılarını da sağlamlaştıracaktır.' Tekin, çocuklarının salondaki varlığının öğrenciler için de bir motivasyon kaynağı olduğunu, velilerin bu güven veren aile tablosunu gördüklerinde salona daha büyük bir aidiyetle bağlandıklarını ifade ediyor.
Sadece antrenörlükle yetinmeyen Tekin, profesyonel müsabakalara geri dönmek için de hazırlıklarını sürdürüyor. Muay Thai branşında hakemlik görevini de başarıyla yürüten sporcu, gelecekteki maçlara ve turnuvalara çocuklarıyla birlikte gitmeyi planlıyor. Ring kenarında bebeğini emziren, ardından hakemlik koltuğuna oturan veya sporcu yetiştiren bir kadın figürünün toplumsal cinsiyet rollerine dair güçlü bir mesaj verdiğini vurgulayan Tekin, azmiyle tüm kadın sporculara ilham vermeye devam ediyor.
Sonuç olarak, İzmir'deki bu spor salonu sadece bir antrenman merkezi değil; sevginin, disiplinin ve aile bağlarının harmanlandığı özel bir yaşam alanı niteliği taşıyor. Yeliz Koblay Tekin'in hem şampiyon bir sporcu hem de fedakar bir anne olarak çizdiği bu tablo, sporun birleştirici ve iyileştirici gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor.