Ortadoğu'da Ateşkes Bilmecesi: Tahran'dan Gelen Çelişkili Mesajlar Krizi Derinleştiriyor

Ortadoğu'da Ateşkes Bilmecesi: Tahran'dan Gelen Çelişkili Mesajlar Krizi Derinleştiriyor

Orta Doğu coğrafyası, diplomatik bir satranç tahtasına dönüşen ateşkes görüşmelerinin gölgesinde tarihinin en gerilimli günlerinden birini yaşıyor. ABD ile İran arasında sağlanan ve bölgesel bir savaşı önlemesi beklenen geçici ateşkes mutabakatı, henüz tam anlamıyla hayata geçmeden derin bir güven kriziyle sarsıldı.

Ortadoğu'da Ateşkes Bilmecesi: Tahran'dan Gelen Çelişkili Mesajlar Krizi Derinleştiriyor

Diplomatik çevrelerde iyimserlik rüzgarları estiren bu süreç, sahada devam eden kanlı çatışmalar ve karşılıklı sert açıklamalarla yerini büyük bir belirsizliğe bıraktı.

Krizin fitilini ateşleyen en somut gelişme, İran'ın İslamabad Büyükelçisi Rıza Emiri Mukaddem'in sosyal medya üzerinden yaptığı ancak kısa süre sonra yayından kaldırdığı paylaşım oldu. Mukaddem, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, İsrail'in diplomatik çabaları sabote etmek amacıyla ateşkesi açıkça ihlal ettiğini savunmuştu.

Ortadoğu'da Ateşkes Bilmecesi: Tahran'dan Gelen Çelişkili Mesajlar Krizi Derinleştiriyor

Söz konusu paylaşımda, İran heyetinin Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in daveti üzerine 10 maddelik çözüm planını görüşmek üzere İslamabad’a gideceği belirtilmişti. Ancak bu mesajın silinmesi, Tahran’ın müzakere masasına oturup oturmayacağı konusunda dünya kamuoyunda şüphe uyandırdı.

Sahadaki durum ise diplomatik manevraların çok ötesinde bir insani trajediyi yansıtıyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan son verilere göre, İsrail’in hava operasyonları sonucunda bir gün içinde en az 254 kişi yaşamını yitirdi, bin 156’dan fazla sivil ise yaralandı. Lübnan hükümeti bu ağır kayıplar nedeniyle ülkede milli yas ilan ederken, Başbakan Nevvaf Selam uluslararası toplumu bu trajediye karşı harekete geçmeye çağırdı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise ateşkesin Lübnan’daki operasyonları bağlamadığını, Hizbullah’a yönelik saldırıların kararlılıkla süreceğini ifade ederek diplomasi kapılarını aralamaktan kaçındı.

Tahran cephesinde ise öfke ve kararlılık hakim. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’nin samimiyet testinden geçtiğini vurgulayarak, İsrail’in saldırılarını durdurmaması halinde anlaşmanın bir anlamı kalmayacağını belirtti. Arakçi, "Dünya, Washington’un kendi müttefiki üzerindeki etkisini ve sözünü tutup tutmadığını izliyor" diyerek topu ABD yönetimine attı. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ise ülkesinin ateşkes teklifini barışçıl ve güçlü bir duruşla kabul ettiğini ancak Lübnan’a yönelik saldırıların devam etmesi durumunda statükonun bozulacağını ifade etti. Devrim Muhafızları ise bölgedeki saldırganlara yönelik pişmanlık vaat eden sert bir uyarı yayımladı.

Ateşkesin temelini oluşturan süreç, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması ve 10 maddelik bir teklifin müzakere edilmesi şartıyla 2 haftalık bir süreyi kabul etmesiyle başlamıştı.

Ortadoğu'da Ateşkes Bilmecesi: Tahran'dan Gelen Çelişkili Mesajlar Krizi Derinleştiriyor

Türkiye, Pakistan ve Mısır’ın yoğun diplomatik çabalarıyla şekillenen bu sürecin, 15 gün içinde İslamabad’da nihai bir karara bağlanması hedefleniyordu. Ancak İsrail'in Lübnan'ı bu denklemin dışında tutma ısrarı ve artan can kayıpları, bölgesel barışın önündeki en büyük engel olarak duruyor. Uluslararası toplum, Orta Doğu’nun topyekün bir savaşa sürüklenip sürüklenmeyeceğini belirleyecek olan bu kritik 15 günü endişeyle takip ediyor.