Orta Doğu coğrafyası, diplomatik bir satranç tahtasına dönüşen ateşkes görüşmelerinin gölgesinde tarihinin en gerilimli günlerinden birini yaşıyor. ABD ile İran arasında sağlanan ve bölgesel bir savaşı önlemesi beklenen geçici ateşkes mutabakatı, henüz tam anlamıyla hayata geçmeden derin bir güven kriziyle sarsıldı.

Krizin fitilini ateşleyen en somut gelişme, İran'ın İslamabad Büyükelçisi Rıza Emiri Mukaddem'in sosyal medya üzerinden yaptığı ancak kısa süre sonra yayından kaldırdığı paylaşım oldu. Mukaddem, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, İsrail'in diplomatik çabaları sabote etmek amacıyla ateşkesi açıkça ihlal ettiğini savunmuştu.

Sahadaki durum ise diplomatik manevraların çok ötesinde bir insani trajediyi yansıtıyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan son verilere göre, İsrail’in hava operasyonları sonucunda bir gün içinde en az 254 kişi yaşamını yitirdi, bin 156’dan fazla sivil ise yaralandı. Lübnan hükümeti bu ağır kayıplar nedeniyle ülkede milli yas ilan ederken, Başbakan Nevvaf Selam uluslararası toplumu bu trajediye karşı harekete geçmeye çağırdı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise ateşkesin Lübnan’daki operasyonları bağlamadığını, Hizbullah’a yönelik saldırıların kararlılıkla süreceğini ifade ederek diplomasi kapılarını aralamaktan kaçındı.
Tahran cephesinde ise öfke ve kararlılık hakim. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’nin samimiyet testinden geçtiğini vurgulayarak, İsrail’in saldırılarını durdurmaması halinde anlaşmanın bir anlamı kalmayacağını belirtti. Arakçi, "Dünya, Washington’un kendi müttefiki üzerindeki etkisini ve sözünü tutup tutmadığını izliyor" diyerek topu ABD yönetimine attı. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ise ülkesinin ateşkes teklifini barışçıl ve güçlü bir duruşla kabul ettiğini ancak Lübnan’a yönelik saldırıların devam etmesi durumunda statükonun bozulacağını ifade etti. Devrim Muhafızları ise bölgedeki saldırganlara yönelik pişmanlık vaat eden sert bir uyarı yayımladı.
Ateşkesin temelini oluşturan süreç, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması ve 10 maddelik bir teklifin müzakere edilmesi şartıyla 2 haftalık bir süreyi kabul etmesiyle başlamıştı.
