Orta Doğu’daki Çatışma Kıskacına Rağmen Habur’da Ticaret Çarkları Dönmeye Devam Ediyor

Orta Doğu’daki Çatışma Kıskacına Rağmen Habur’da Ticaret Çarkları Dönmeye Devam Ediyor

Orta Doğu coğrafyası, son dönemde İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri ekseninde tırmanan askeri ve siyasi gerilimlerin merkez üssü haline gelmişken, Türkiye'nin dış ticaretindeki stratejik noktalarından biri olan Habur Sınır Kapısı bu olumsuz tablodan etkilenmeden faaliyetlerini sürdürüyor. Şırnak'ın Silopi ilçesinde bulunan ve Türkiye'nin Irak başta olmak üzere tüm Körfez bölgesine açılan en önemli kara yolu kapısı niteliğindeki Habur, jeopolitik risklerin zirve yaptığı bu günlerde dahi ticaret trafiğinin ana damarı olma özelliğini koruyor.

Bölgedeki savaş tamtamlarının ve küresel güçlerin restleşmelerinin gölgesinde, Türkiye'nin ihracat kalemlerinde kritik bir yer tutan lojistik faaliyetler hiçbir aksama yaşamıyor. Sınır hattında tır kuyrukları ve gümrük işlemleri rutin akışında ilerlerken, yerel iş dünyası temsilcileri bu durumun arkasındaki temel faktörün Türkiye'nin uyguladığı dengeli ve kararlı dış politika ile iç huzur ortamı olduğunu ifade ediyor. Bölgedeki ticari aktörler, belirsizlik ortamına rağmen güvenle yatırımlarına ve sevkiyatlarına devam edebildiklerini belirtiyorlar.

İş dünyasının önde gelen isimlerinden Hüseyin Taşkın, bölgedeki çatışmaların ticaret üzerindeki potansiyel risklerine dikkat çekerek, Türkiye'nin bu süreçteki duruşunu takdirle karşıladığını dile getirdi. Taşkın, küresel güçlerin bölgedeki rekabetinin oluşturduğu kaotik atmosfere rağmen Türkiye'nin sunduğu güvenli liman imajının iş dünyası için paha biçilemez olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yürütülen politikaların, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki huzur iklimini pekiştirdiğini belirten Taşkın, hem Avrupa hem de Orta Doğu pazarlarında aktif bir girişimci olarak bu istikrarın sahada doğrudan ticaret hacmine yansıdığını kaydetti.

Diğer bir iş insanı Abdulkerim Gündüz de benzer görüşleri paylaşarak, bölgedeki Arap ülkelerinde ciddi bir tedirginliğe yol açan çatışma ortamının Türkiye sınırları içerisinde bir kaos yaratmadığının altını çizdi. Gündüz, "Gündelik hayatımız ve ticari operasyonlarımızda herhangi bir sarsıntı hissetmiyoruz. Devletimize ve hükümetimize olan güvenimiz tamdır. Bu huzur ortamının devamı, sadece bizim için değil tüm bölge ekonomisi için hayatidir" şeklinde konuştu. Gündüz, Orta Doğu’daki krizlerin bir an önce diplomatik yollarla çözülmesini ve barışın kalıcı hale gelmesini temenni ettiğini de sözlerine ekledi.

Cizre Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ömer Faruk Yıldırım ise savaşın insani ve ekonomik maliyetlerine değinerek, bölge halkının geçmişte yaşadığı zorluklardan dolayı barışın kıymetini çok iyi bildiğini ifade etti. Yıldırım, Türkiye’nin jeopolitik konumunun kriz anlarında daha da stratejik bir hal aldığını belirterek, "Şerafettin Elçi Havalimanı ve Habur Sınır Kapısı gibi lojistik altyapılarımız, tedarik zincirinin kırılmamasını sağlıyor. Bu durum, bölge ekonomisinin canlı kalması adına oldukça sevindiricidir" dedi.

Son olarak iş dünyası temsilcisi Ahmet Adan, güçlü bir devletin kriz anlarında vatandaşlarına ve iş dünyasına hissettirdiği güvenin önemine vurgu yaptı. Adan, dışarıda fırtınalar koparken içeride düzenin korunabilmesinin Türkiye'nin caydırıcılığı ve yönetim kapasitesiyle ilgili olduğunu belirtti. İhracatın ve üretimin kesintisiz devam etmesinin, Türkiye ekonomisinin dayanıklılık testinden başarıyla geçtiğinin bir kanıtı olduğunu ifade eden Adan, halkın huzur içerisinde işine gidip gelebilmesinin devletin en büyük başarısı olduğunu söyledi.