Orta Doğu'da tırmanan jeopolitik gerilimler, küresel ekonominin can damarı olan enerji piyasalarını sarsmaya devam ediyor. Son 24 saat içerisinde bölgeden gelen sıcak haberler, petrol fiyatlarının yeniden üç haneli rakamların üzerine yerleşmesine neden oldu.

ABD'li yatırım bankası Citi, yayımladığı son strateji raporunda, mevcut krizin derinleşmesi durumunda 'fiyat şoku' yaşanabileceği konusunda dünyayı uyardı. Bankanın paylaştığı analizlere göre, çatışmaların yayılması ve Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarının bloke edilmesi halinde petrol fiyatlarının 150 ila 200 dolar aralığına kadar tırmanması işten bile değil. Bu rakamlar, sadece enerji maliyetlerini değil, aynı zamanda küresel taşımacılık ve üretim maliyetlerini de doğrudan etkileyerek yeni bir enflasyonist süreci tetikleme potansiyeline sahip.
Bölgedeki çatışmaların boyutu, enerji tesislerinin doğrudan hedef alınmasıyla yeni bir evreye girdi. İsrail ordusunun, İran’ın en büyük doğalgaz rezervlerinden biri olan Güney Pars sahasına yönelik hamlesi sonrası bölge genelinde misilleme saldırıları hız kazandı. İran ve müttefik grupların; Dubai, Katar, Kuveyt, Irak ve Bahreyn gibi stratejik noktalardaki enerji merkezlerini insansız hava araçları ve füzelerle hedef aldığı bildiriliyor. Bu saldırılar neticesinde Katar’ın Ras Laffan bölgesindeki devasa sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tesislerinde ciddi hasarlar meydana geldiği açıklandı.
Diplomatik tarafta ise tansiyon oldukça yüksek. ABD Başkanı Donald Trump, Tahran yönetimine yönelik sert bir uyarı mesajı yayımlayarak daha fazla misilleme yapılmaması gerektiğini vurguladı. Ancak sahadaki gerçekler, diplomatik kanalların yetersiz kaldığını gösteriyor. Katar'daki tesislerin zarar görmesi, Avrupa ve Asya pazarları için kritik bir LNG kaynağının sekteye uğraması anlamına geliyor. Bu durum, sadece petrol piyasasını değil, aynı zamanda kış aylarında ısınma ve elektrik üretimi için doğalgaza bağımlı olan ekonomileri de zor durumda bırakıyor.
Ekonomistlere göre, asıl tehlike arz şokunun kalıcı hale gelmesi. Citi analistleri, özellikle İran'ın enerji altyapısına yönelik saldırıların genişlemesi durumunda küresel arzın günlük milyonlarca varil azalabileceğini öngörüyor.

Sonuç olarak, Orta Doğu'daki bu 'enerji savaşı' sadece bölge ülkelerini değil, tüm dünyayı yakından ilgilendiren bir ekonomik krize dönüşme riski taşıyor. Tüketiciler için akaryakıt fiyatlarında yaşanacak yeni zamlar, sanayiciler için artan maliyetler ve merkez bankaları için kontrolü zorlaşan enflasyon rakamları, önümüzdeki dönemin en büyük zorlukları arasında yer alacak gibi görünüyor.