İran ile İsrail-ABD ittifakı arasında süregelen ve bölgesel bir savaşa dönüşen çatışmaların 23. gününde şiddet dinmek bilmiyor. İran'ın başlattığı yoğun füze ve kamikaze insansız hava aracı (İHA) saldırıları sonucunda Arad, Dimona, Eilat, Beerşeba ve Kiryat Gat gibi stratejik İsrail kentleri adeta harabeye dönmüş durumda. Kentlerdeki dehşet verici tahribatın boyutu, günün ağarmasıyla birlikte havadan ve karadan çekilen görüntülerle netlik kazandı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Halkla İlişkiler Birimi, 'Gerçek Vaat 4' operasyonunun 73. dalgasına dair ayrıntılı bir rapor yayımladı. Yayımlanan bildiride, İsrail'in hem kuzey hem de güney bölgelerinin yanı sıra, Orta Doğu'daki ABD askeri üslerinin de hedef listesine eklendiği açıklandı. DMO Hava-Uzay Kuvvetleri tarafından fırlatılan Fettah, Kadir ve Emad tipi füzelerin, bölgedeki çok katmanlı savunma ağlarını aşarak hedefleri vurduğu iddia edildi. Özellikle ABD'ye ait Ali el-Salem, el-Minhad ve El Dhafra hava üslerinin bu saldırılardan doğrudan etkilendiği belirtiliyor.
İranlı yetkililerin paylaştığı saha verileri, saldırıların ilk saatlerinde 200'den fazla can kaybı ve ağır yaralanma olduğunu öne sürüyor. Açıklamada, 'Siyonist rejim yetkilileri, yaşanan büyük yıkımı ve askeri kayıpları kamuoyundan gizlemek adına gazeteciler ile yerel halk üzerinde yoğun bir sansür ve baskı kurmuştur. Ancak sahadaki gerçekler, İsrail ordusunun işgal altındaki topraklarda kontrolü kaybetmeye başladığını göstermektedir' ifadelerine yer verildi. Yaşanan bu gelişmeler, savaşın denkleminin İran lehine değişmeye başladığı iddialarını da beraberinde getirdi.
Savaşın başından bu yana en dikkat çekici olay ise İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun tutumu oldu. İsrail hükümetinin, tarihinde nadir görülen bir kararla Arad şehrindeki yıkım görüntülerinin dünya basınına servis edilmesine izin vermesi, askeri uzmanlar tarafından 'stratejik bir mağduriyet iletişimi' olarak nitelendiriliyor. Netanyahu'nun bu hamlesiyle, İran'ın gerçekleştirdiği saldırıların vahşetini kanıtlayarak uluslararası camiada İsrail'e yönelik sempatiyi artırmayı ve Tahran'a karşı düzenlenecek daha kapsamlı bir karşı saldırı için 'meşru müdafaa' hakkını güçlendirmeyi hedeflediği düşünülüyor.
Arad kenti sokaklarında çekilen karelerde, çok sayıda sivil yerleşim yerinin füzelerin etkisiyle yerle bir olduğu, cadde üzerindeki araçların yanarak metal yığınlarına dönüştüğü açıkça görülüyor. Şehirdeki altyapının büyük ölçüde çöktüğü ve kurtarma çalışmalarının devam ettiği bildiriliyor. Bu durum, bölgedeki krizin sadece askeri bir çatışma değil, aynı zamanda büyük bir insani dram barındırdığını da kanıtlıyor.
Sürecin arka planına bakıldığında, 28 Şubat tarihinde İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik başlattığı operasyonun bu gerilimi tetiklediği görülüyor. İran lideri Ayetullah Ali Hamaney ve birçok üst düzey yetkilinin hayatını kaybettiği o saldırılardan sonra Tahran yönetimi topyekün bir intikam yemini etmişti. İranlı kaynaklara göre, Şubat ayından bu yana süregelen saldırılarda İran tarafında hayatını kaybedenlerin sayısı 1348'e ulaşırken, yaralı sayısı ise 17 bini geçmiş durumda. Mevcut konjonktür, Orta Doğu'da ateşkes ihtimalinin her geçen gün daha da uzaklaştığını ve çatışmaların komşu ülkelere sıçrama riskinin arttığını gösteriyor.