Türkiye’nin tarımsal üretimdeki lokomotif kentlerinden biri olan Mersin, narenciye üretimindeki liderliğinin yanı sıra alternatif ürün çeşitliliğiyle de dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor. Kentte kurulan modern seralarda titizlikle yetiştirilen erkenci nektarin türlerinde ikinci hasat dönemi resmen başladı. İşçiler tarafından büyük bir hassasiyetle dallarından toplanan ve özenle paketlenen meyveler, yüksek pazar değeriyle üreticinin yüzünü güldürüyor. Hasat edilen ürünlerin kilogram fiyatının 500 TL’den alıcı bulması, tarım sektöründeki katma değerli üretimin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Kazanlı Mahallesi’nde, 12 dönümlük kapalı alanda üretim yapan genç girişimci İbrahim Halil Akarsu, çocukluğundan bu yana toprakla iç içe olduğunu ifade ederek nektarin üretimine yönelme süreçlerini anlattı. 2021 yılında dikimi gerçekleştirilen 1400 ağaçlık bahçede, hem standart nektarin hem de 'Patagonya' cinsi meyveler yetiştiriliyor. Ağaç başına verimin 25 ile 40 kilogram arasında değiştiğini belirten Akarsu, yıllık yaklaşık 40 tonluk bir rekolte beklediklerini vurguladı. Şubat ayının sonunda yapılan ilk hasatta kilogram fiyatının 750-800 TL seviyelerinde olduğunu, ancak arzın artmasıyla birlikte şu anki fiyatın 500 TL civarında seyrettiğini dile getirdi.
Üretilen nektarinlerin büyük bir kısmı, Türkiye’nin geleneksel ticaret ortakları olan Rusya ve Irak’a ihraç ediliyor. İhracat odaklı üretimin hem döviz girdisi hem de yerel kalkınma açısından hayati bir öneme sahip olduğunu belirten Akarsu, geleneksel narenciye üretiminden nektarin üretimine geçiş yapmalarının ekonomik açıdan oldukça isabetli bir karar olduğunu söyledi. Üretim miktarının artmasıyla birlikte fiyatların kademeli olarak düşmesi beklense de, erkenci ürün avantajı sayesinde elde edilen yüksek kar marjı üreticileri bu tür alternatif ürünlere teşvik etmeye devam ediyor.
Konuyla ilgili teknik detayları ve sektörel verileri paylaşan Ziraat Mühendisi Deniz Gürbüz ise Mersin’in Türkiye nektarin üretimindeki domine edici etkisine dikkat çekti. Türkiye’deki toplam nektarin üretiminin yaklaşık yüzde 44’ünün tek başına Mersin tarafından karşılandığını ifade eden Gürbüz, kentin iklim avantajı sayesinde Türkiye’nin ilk hasatlarının burada yapıldığını belirtti. Şubat ayı başında örtü altı tesislerde başlayan hasat sürecinin, rakımın yükselmesiyle birlikte yayla kesimlerinde ekim ayı sonuna kadar kesintisiz devam ettiğini sözlerine ekledi.
Türkiye genelinde toplam nektarin üretiminin yaklaşık 450 bin tona ulaştığını söyleyen Gürbüz, Mersin’in bu pastadaki payının 150 ile 170 bin ton arasında değiştiğini ifade etti. Bu hacmin sadece iç piyasa için değil, aynı zamanda uluslararası pazarda da Türkiye’yi güçlü bir oyuncu haline getirdiğini vurguladı. Müthiş bir döviz getirisi sağlayan bu üretim dalı, aynı zamanda sağlık açısından da pek çok avantaj sunuyor. Nektarinin vitamin bakımından oldukça zengin, ancak kalori bakımından düşük bir meyve olması, özellikle şeker hastaları için güvenli bir meyve tercihi olmasını sağlıyor.
Sonuç olarak Mersin, tarımsal inovasyon ve alternatif ürün çeşitliliği konusundaki başarısını nektarin hasadıyla bir kez daha kanıtlıyor. Modern tarım tekniklerinin kullanıldığı seralarda yetişen bu ürünler, yüksek fiyatlarına rağmen kalitesi ve erkenci olması sebebiyle hem yurt içinde hem de yurt dışında büyük ilgi görüyor. Üreticilerin bilinçli tarım uygulamaları ve pazar odaklı stratejileri, Mersin’in tarımdaki 'başrol' oyuncusu kimliğini pekiştirmeye devam ediyor.