Sevilen oyuncu Melis İşiten, son dönemde dijital mecralarda hızla yayılan ve pek çok ünlü ismi hedef alan linç kültürüne karşı sessizliğini bozdu. Bloomberg HT ekranlarında izleyiciyle buluşan "Aslı Şafak’la İşin Aslı" programına konuk olan İşiten, sosyal medya platformlarında kendisine yöneltilen acımasız eleştiriler, ağır hakaretler ve asılsız iddialar karşısında hissettiği derin üzüntüyü tüm samimiyetiyle kamuoyuyla paylaştı.

Program boyunca çarpıcı açıklamalarda bulunan İşiten, özellikle kendisini hiç tanımayan insanlar tarafından organize bir şekilde hedef alınmasının ruhsal dünyasında yarattığı tahribatı vurguladı. Sosyal medyadaki linç girişimlerinin artık bir alışkanlık, hatta bir eğlence biçimi haline gelmesini asla kabul edemediğini belirten başarılı oyuncu, "Çok sıkıldım, bu durumdan hiç beslenmiyorum ve gerçekten çok üzülüyorum" ifadelerini kullanarak yaşadığı duygusal yorgunluğu dile getirdi. İşiten’e göre, ekran başındaki kişilerin hiçbir somut dayanağı olmadan sergilediği bu saldırgan tutum, modern toplumun en büyük psikolojik sorunlarından biri haline gelmiş durumda.
Söz konusu saldırıların kendisini en çok yaralayan kısmına değinen Melis İşiten, "Bunu normalleştiremiyorum" diyerek toplumsal bir yaraya parmak bastı. İnsanların birbirini yüz yüze tanımadan, hayat hikayelerine dair hiçbir gerçek bilgiye sahip olmadan klavye başından yargı dağıtmasını, hatta sınırları aşarak küfür ve hakaretlere başvurmasını mantık çerçevesine oturtamadığını ifade etti. "Hiç tanımadığım birinin durduk yere bana en ağır kelimelerle saldırmasını aklım almıyor" diyen oyuncu, bu tür davranışların dijital dünyanın sunduğu anonimlik zırhının arkasına saklanılarak fütursuzca sergilenmesinin tehlikelerine değindi.
Kendi yaşam felsefesinden ve insan ilişkilerine bakış açısından da bahseden Melis İşiten, başkalarına karşı her zaman saygılı ve mesafeli bir tutum sergilemeye özen gösterdiğini belirtti. Hayatı boyunca kimse hakkında kötü konuşmadığını ve kimseyi haksız yere eleştirmediğini vurgulayan İşiten, "Ben öyle biri değilim. Tanımadığım kimse hakkında olumsuz bir görüş bildirmiyorum, kimseye hakaret etmiyorum. Peki, niye beni hiç tanımayan insanlar benim hakkımda bu kadar kolay, bu kadar acımasızca ve fütursuzca konuşabiliyorlar?" sorusunu yöneltti. Bu sitemkar ifadeler, sosyal medyada empati yoksunluğunun ve nezaket kaybının ulaştığı boyutları bir kez daha gözler önüne serdi.
Son yıllarda hem kariyeri hem de özel hayatıyla sıkça gündeme gelen İşiten, bu açıklamalarıyla sadece kendi yaşadıklarını değil, benzer süreçlerden geçen ve siber zorbalığa maruz kalan pek çok meslektaşının da hislerine tercüman oldu. Siber zorbalığın bireyler üzerindeki psikolojik etkilerinin hafife alınmaması gerektiğini, bu durumun bir "magazin malzemesi" olarak görülmemesi gerektiğini hatırlatan oyuncunun bu çıkışı, sosyal medya etik kurallarının ve kullanıcı sorumluluklarının yeniden tartışılmaya başlanmasına vesile oldu. Sanat dünyasından pek çok ismin de destek verdiği bu vakur duruş, dijital platformlardaki nezaket sınırlarının hukuki ve ahlaki olarak yeniden belirlenmesi gerektiğini bir kez daha kanıtlamış oldu.