Macaristan'da siyasi atmosfer, son yılların en çekişmeli parlamento seçimleriyle zirveye ulaştı. 2010 yılından bu yana ülkeyi kesintisiz yöneten Başbakan Viktor Orban, bu kez karşısında sadece bir muhalefet bloğu değil, kendi saflarından ayrılan ve kısa sürede halk nezdinde büyük bir sempati kazanan Peter Magyar’ı buldu. Yaklaşık 8,1 milyon seçmenin sandığa davet edildiği bu oylama, Macaristan’ın sadece iç siyasetini değil, Avrupa Birliği ve NATO ile olan gelecekteki ilişkilerini de kökten değiştirme potansiyeli taşıyor.
Ülke genelindeki 10 binden fazla noktada oy verme işlemi yerel saatle sabahın ilk ışıklarında başlarken, anketlerin ortaya koyduğu tablo belirsizliğini koruyor. Geleneksel olarak kırsal kesimdeki güçlü desteğiyle bilinen Orban’ın Fidesz partisi, bağımsız araştırma şirketlerinin verilerine göre ciddi bir oy kaybıyla karşı karşıya kalabilir. Özellikle Peter Magyar liderliğindeki Tisza partisinin bazı anketlerde yüzde 40 bandını zorlaması, Budapeşte siyasetinde taşların yerinden oynadığının en somut göstergesi olarak kabul ediliyor. Ancak hükümete yakın kaynaklar, kararsız seçmenlerin son anda Orban lehine tercih yapacağını ve istikrarın kazanacağını savunuyor.
Seçim stratejisini tamamen "güvenlik" ve "egemenlik" üzerine kuran Viktor Orban, kampanya süresince seçmenlerine Brüksel’in müdahaleci politikalarına karşı dik durma sözü verdi. Rusya-Ukrayna savaşına dair Macaristan’ın tarafsız kalması gerektiğini vurgulayan tecrübeli lider, muhalefetin kazanması durumunda ülkenin bir savaşın içine çekileceği iddiasını her fırsatta yineledi. Orban'ın "Savaş mı, Barış mı?" ikilemi üzerine kurguladığı bu söylem, özellikle sınır bölgelerinde yaşayan ve çatışma riskinden endişe duyan seçmen kitlesi üzerinde etkili olmaya çalışıyor.
Öte yandan, eski bir Fidesz üyesi olan ve sistemin içinden gelmesi nedeniyle Orban’ın zayıf noktalarını iyi bilen Peter Magyar, Macaristan’ın rotasını yeniden Avrupa’nın kalbine kırmayı vaat ediyor. Magyar, mevcut yönetimi yolsuzlukla, kamu kaynaklarını dar bir elit gruba aktarmakla ve ülkeyi demokratik değerlerden uzaklaştırmakla suçluyor. Budapeşte ve Debrecen gibi büyük şehirlerde düzenlenen devasa mitinglerde "Avrupa" vurgusu yapan muhalif lider, ekonomik darboğazdan çıkışın yolunun AB ile daha uyumlu bir dış politikadan geçtiğini savunuyor.
Seçim sonuçlarını etkileyecek en kritik teknik detay ise Macaristan’ın karmaşık seçim sistemi olarak öne çıkıyor. Toplam 199 sandalyenin yarısından fazlasının dar bölge sistemine göre belirlenmesi, toplam oy oranında geride kalan bir partinin meclis aritmetiğinde üstünlük sağlamasına imkan tanıyabiliyor. Bu durum, kırsalda teşkilatlanması daha güçlü olan Orban için stratejik bir avantaj sağlarken, muhalefetin sadece büyük şehirlerde değil, taşrada da büyük başarı elde etmesini zorunlu kılıyor.
Uluslararası kamuoyu da Budapeşte’den gelecek sonuçlara kilitlenmiş durumda. Washington’da Donald Trump cephesi, Avrupa’daki en yakın müttefiki olan Orban’ın koltuğunu korumasını arzularken; Brüksel ise Ukrayna yardımlarının ve Rusya yaptırımlarının önündeki Macar engelinin kalkması için Peter Magyar’ın zaferini bekliyor. Öte yandan, İsrail ile kurulan derin stratejik bağların akıbeti de bu seçimin sonuçlarına göre şekillenecek. Sonuç ne olursa olsun, bu akşam sandıkların kapanmasıyla birlikte Macaristan için yeni bir dönemin kapıları aralanacak.