Türkiye siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktası olan 2013 yılındaki "Demokratikleşme Paketi"nin yankıları, üzerinden geçen 11 yıla rağmen sönmedi. O dönemde okullarda her sabah okutulan Öğrenci Andı’nın kaldırılması kararı, toplumun farklı kesimlerinde derin tartışmalara yol açmıştı. Bugün ise CHP’li Buket Müftüoğlu’nun katıldığı bir panelde paylaştığı anekdot, dönemin CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu karara ilişkin kamuoyuna yansımayan bambaşka bir perspektifi olduğunu ortaya çıkardı.
30 Eylül 2013 tarihinde dönemin hükümeti tarafından açıklanan ve 8 Ekim 2013’te resmiyet kazanan yönetmelik değişikliğiyle, Andımız uygulamasına son verilmişti. Bu karar, muhalefet cephesinde sert eleştirilerle karşılanmış, milliyetçilik ve cumhuriyet değerleri üzerinden büyük bir siyasi polemik başlatılmıştı. Ancak Buket Müftüoğlu'nun anlatımı, bu krizin yaşandığı günlerde CHP genel merkezinin ve liderliğinin arka planında neler konuşulduğuna dair ezber bozan detaylar sunuyor.
Müftüoğlu, Kızılcagün İstanbul Paneli’nde gerçekleştirdiği konuşmasında, yerel seçim çalışmaları için İstanbul İl Başkanlığı’nda bulundukları bir günün detaylarını paylaştı. Haberin ilk düştüğü anı anlatan Müftüoğlu, akıllı telefonundan kararı gördüğünde büyük bir panik ve üzüntü yaşadığını ifade etti. Kılıçdaroğlu ile aralarında geçen diyaloğu ise şu sözlerle aktardı: "Haberleri okuyunca 'Eyvah, hakikaten Andımız kaldırılıyor' dedim. Kendi kendime homurdanınca Kemal Bey 'Ne olmuş?' diye sordu. Ben de o zamanki samimiyetimizle 'Kemal Abi, adam Andımız'ı kaldırıyor' dedim. Beklediğim tepkinin tam aksine, 'İyi ya, 40 yılda bir iyi bir iş yapmış' şeklinde karşılık verdi."
Bu yanıt karşısında büyük bir şaşkınlık yaşadığını belirten Müftüoğlu, Kılıçdaroğlu'nun bu tavrının gerekçesini de sorduğunu dile getirdi. İddiaya göre Kılıçdaroğlu, meselenin pedagojik ve coğrafi zorluklarına dikkat çekerek şu açıklamayı yaptı: "Sen Batı Karadeniz’de, İstanbul’un hemen yanında rahat bir ortamda büyüdün. Bizim gibi Doğu'da, eksi 20 derece soğuklarda o zorluğu çekmedin. Sabahın köründe çocukları o ayazda sıraya dizip 'Türk'üm, doğruyum, çalışkanım' diye zorla bağırtmanın ne demek olduğunu ancak yaşayan bilir."
Ancak bu özel görüşmenin aksine, Kemal Kılıçdaroğlu'nun o dönemde kameralar karşısındaki tavrı tamamen farklıydı. CHP grup toplantılarında yaptığı konuşmalarda hükümeti sert bir dille eleştiren Kılıçdaroğlu, "Çocukların 'çalışkanım' demesinden neden rahatsız oluyorsunuz? Türküm demek ayıp mı? Doğruyum demek ayıp mı?" ifadelerini kullanarak karara karşı bayrak açmıştı. Müftüoğlu’nun bu son açıklamaları, siyasetçilerin stratejik hamleleri ile şahsi fikirleri arasındaki makasın ne kadar açılabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Söz konusu açıklamalar sosyal medyada ve siyasi kulislerde kısa sürede geniş yankı uyandırdı. Özellikle milliyetçi kanadın bu iddialara nasıl bir tepki vereceği ve Kemal Kılıçdaroğlu cephesinden konuya ilişkin bir yalanlama gelip gelmeyeceği merakla bekleniyor. Türk siyasetinde "söylem-eylem" tutarlılığı tartışmalarını yeniden alevlendiren bu anekdot, yakın tarihin tozlu raflarındaki bir tartışmayı günümüze taşıdı.