Küresel siyasetin en çetrefilli düğümlerinden biri olan ABD-İran ilişkilerinde bugün tarihi bir dönüm noktası yaşanıyor. İki ülkenin üst düzey temsilcileri, Pakistan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan kritik müzakereler için bir araya geliyor. Görüşmelerin adresi olarak belirlenen İslamabad’daki Serena Otel, sabahın ilk saatlerinden itibaren yoğun güvenlik önlemleri altına alındı. Türkiye saati ile 13.00’te başlaması planlanan zirve, sadece Washington ve Tahran arasındaki ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Orta Doğu’nun genel güvenlik mimarisini de derinden etkileme potansiyeli taşıyor.

ABD tarafı, bu görüşmelere verdiği stratejik önemi temsil düzeyiyle açıkça ortaya koydu. Washington heyetine ABD Başkan Yardımcısı JD Vance liderlik ederken, heyette yer alan diğer isimler de dikkat çekiyor. Eski Başkan Donald Trump’ın damadı ve Orta Doğu politikalarının kilit ismi Jared Kushner ile Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un masada olması, ABD’nin bu süreçte somut ve kalıcı bir sonuç alma kararlılığını gösteriyor. Uzmanlar, Vance liderliğindeki bu ekibin, bölgedeki ekonomik ve siyasi dengeleri yeniden kurgulayabilecek bir yetkiyle İslamabad’da bulunduğunu belirtiyor.
İran kanadı ise müzakerelere oldukça kapsamlı ve yetkili bir kadroyla katılım sağlıyor. Tahran heyetinin başında Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf bulunuyor. Heyette ayrıca diplomasinin deneyimli ismi Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, güvenlik politikalarının mimarlarından Savunma Konseyi Sekreteri Ali Ekber Ahmediyan ve ülkenin ekonomik yol haritasını belirleyen Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti yer alıyor. İran’ın 71 kişilik dev bir delegasyonla Pakistan’a çıkarma yapması, görüşmelerin teknik ve askeri boyutlarının da derinlemesine ele alınacağının sinyallerini veriyor.
Ev sahibi Pakistan ise bu süreçte kritik bir kolaylaştırıcı rol üstleniyor. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, bu zirveyi bölge barışı için "ya tamam ya devam" niteliğinde tarihi bir fırsat olarak tanımladı. Pakistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, ABD ve İran heyetlerinin şehre ulaştığı teyit edilirken, tarafların müzakerelere yapıcı bir vizyonla yaklaşması temenni edildi. İslamabad yönetimi, iki bölgesel güç arasındaki çatışma riskini azaltmak adına diplomatik koridorları açık tutma konusundaki kararlılığını bir kez daha vurguladı.
Görüşmelerin masadaki en zorlu başlıkları ise İran’ın ön koşulları ve ABD’nin güvenlik talepleri etrafında şekilleniyor. İran tarafı, müzakerelerin sağlıklı bir zeminde ilerleyebilmesi için Lübnan’da kalıcı bir ateşkesin ilan edilmesini ve Batı ülkelerinde dondurulmuş olan İran varlıklarının serbest bırakılmasını şart koşuyor. Meclis Başkanı Kalibaf’ın daha önce yaptığı açıklamalarda bu iki hususun kırmızı çizgileri olduğunu belirtmesi, müzakerelerin ilk saatlerinin oldukça çetin geçeceğine işaret ediyor. ABD kanadı ise "iyi niyetli müzakere" prensibiyle masaya otururken, bölgesel istikrarın sağlanması için İran’ın nükleer ve askeri faaliyetlerine dair güvenceler bekliyor.
Müzakerelerin süresine dair net bir sınır çizilmemiş olsa da diplomasi kulislerinde görüşmelerin gün boyu sürebileceği, hatta pazar gününe sarkabileceği konuşuluyor. İran Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilileri, görüşmelerin derinleşmesi durumunda sürecin 15 güne kadar yayılabileceği bir takvimi öngörüyor. Serena Otel’de gerçekleşen bu büyük buluşma, Orta Doğu’da yıllardır süregelen gerilimin diplomasi yoluyla çözülüp çözülemeyeceğine dair dünyaya net bir mesaj verecek.
