Orta Doğu coğrafyasını sarsan 40 günlük yoğun askeri çatışma sürecinin ardından, Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti diplomatik çözüm yollarını aramak üzere Pakistan’ın başkenti İslamabad’da tarihi bir zirve gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından resmen duyurulan bu gelişme, bölgedeki gerilimin düşürülmesi ve küresel enerji krizinin hafifletilmesi adına kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, her iki ülkenin heyetlerini ağırlamaktan onur duyduklarını ifade ederek, bu görüşmeleri "tarihi bir fırsat" olarak niteledi. Şerif, diplomasinin savaşın önüne geçmesi gerektiğini vurgularken, Pakistan’ın bu süreçte tarafsız ve etkin bir arabuluculuk rolü üstleneceğinin altını çizdi. İslamabad yönetimi, görüşmelerin güvenli bir ortamda geçmesi için şehirde adeta kuş uçurtmuyor.
İran cephesinde ise heyete Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf liderlik ediyor. İslamabad'a ulaşan Galibaf, ABD ile olan geçmiş müzakere deneyimlerine atıfta bulunarak ihtiyatlı bir dil kullandı. ABD'nin daha önceki anlaşmalarda sözünde durmadığını iddia eden Galibaf, "İyi niyetimiz var ancak güvenimiz yok" diyerek Tahran'ın stratejik duruşunu özetledi. İran heyetinde Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Merkez Bankası Başkanı Abdülnasır Himmeti gibi kilit isimlerin yer alması, müzakerelerin hem siyasi hem de ekonomik boyutunun derinliğine işaret ediyor.
ABD tarafında ise Başkan Donald Trump’ın kararlı ve sert tutumu devam ediyor. Trump, Washington'dan ayrılmadan önce yaptığı açıklamalarda, anlaşmanın temelini nükleer silahsızlanmanın oluşturduğunu vurguladı. Rejim değişikliğini bir kriter olarak görmediklerini ancak nükleer bir İran’ı asla kabul etmeyeceklerini belirten Trump, Hürmüz Boğazı’nın derhal ve koşulsuz olarak uluslararası ticarete açılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, İran'ın boğazdan geçiş ücreti talep etmesi gibi önerilerin kesinlikle pazarlık konusu olmayacağını ekledi.
ABD heyetine liderlik eden Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Pakistan yolunda yaptığı açıklamada, samimi bir müzakere süreci beklediklerini ancak herhangi bir oyalama taktiğiyle karşılaşırlarsa masadan kalkmaktan çekinmeyeceklerini dile getirdi. Heyette Trump'ın damadı Jared Kushner ve Beyaz Saray Özel Temsilcisi Steve Witkoff gibi etkili isimlerin bulunması, Amerikan yönetiminin bu görüşmelere verdiği önemi gözler önüne seriyor.
İslamabad'da güvenlik önlemleri ise en üst seviyeye çıkarıldı. Başkentte ilan edilen "kırmızı alarm" kapsamında 10 binden fazla polis ve güvenlik görevlisi görevlendirildi. Nur Khan Hava Üssü ve çevresindeki yollar konteynerlerle kapatılırken, heyetlerin güvenliği için özel harekat birimleri teyakkuza geçirildi. Bölge halkı ve uluslararası gözlemciler, yarın başlaması beklenen görüşmelerden çıkacak kararlara kilitlenmiş durumda.
Masadaki en zorlu konulardan biri de Lübnan’daki durum. İran, ateşkesin sadece iki ülke arasında değil, aynı zamanda İsrail ve Lübnan arasındaki çatışmaları da kapsaması gerektiği konusunda ısrar ediyor. İsrail’in Hizbullah’a yönelik operasyonlarının devam etmesi, Tahran’ın masadaki elini güçlendirmek için kullandığı bir argüman olarak öne çıkıyor. Görüşmelerin sonucunda Hürmüz Boğazı'nın açılması ve yaptırımların aşamalı olarak kaldırılması gibi kritik kararların çıkıp çıkmayacağı dünya kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.
