Enerjide 'Kusursuz Fırtına': Savaş Bitse Bile Küresel Kriz Derinleşerek Sürecek

Enerjide 'Kusursuz Fırtına': Savaş Bitse Bile Küresel Kriz Derinleşerek Sürecek

Dünya ekonomisi, modern tarihin en sarsıcı enerji dar boğazıyla karşı karşıya kalırken, uzmanlar Orta Doğu'daki sıcak çatışmaların sona ermesinin dahi mevcut krizi bitirmeye yetmeyeceği konusunda hemfikir. Olası bir ateşkes ya da ABD ile İsrail'in İran ile olan geriliminin dinmesi, maalesef ucuz enerji kaynaklarının dünyaya kesintisiz aktığı eski günlere dönülmesini garanti etmiyor. Mevcut krizin aşılma süreci, yapısal ve jeopolitik nedenlerden dolayı hem çok daha uzun sürecek hem de maliyeti oldukça ağır olacak.

Enerjide 'Kusursuz Fırtına': Savaş Bitse Bile Küresel Kriz Derinleşerek Sürecek

Güncelleme: Analistlere göre, tarihin en büyük küresel enerji krizi aslında yeni başlıyor. Bu devasa türbülansın arkasında yatan temel dinamikler, sadece askeri operasyonlarla değil, bozulan tedarik zinciri ve tahrip olan altyapıyla doğrudan bağlantılı.

Krizin derinleşmesinin ilk ve en belirgin nedeni petrol arzındaki gecikmeli etkidir. Basra Körfezi'nden çıkan bir petrol tankerinin nihai alıcısına ulaşması yaklaşık bir buçuk ayı buluyor. Savaşın başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapalı kalması, dünya piyasalarının petrol eksikliğini ancak şimdi hissetmeye başlaması anlamına geliyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, nisan ayının mart ayından çok daha zorlu geçeceğini vurgulayarak, arz açığının en iyimser tahminlerle bile iki katına çıkacağını ifade ediyor. Bu durumun küresel çapta enflasyonu tetiklemesi ve ekonomik büyümeyi durma noktasına getirmesi beklenirken, birçok gelişmiş ülkede enerji tüketiminin karneye bağlanması dahi masadaki senaryolar arasında yer alıyor.

Doğalgaz cephesinde ise durum petrolden çok daha vahim bir tablo çiziyor. Ukrayna krizinin ardından Rus gazına olan bağımlılığı azaltmak isteyen dünya, agresif bir şekilde sıvılaştırılmış doğalgaza (LNG) yönelmişti. Ancak İran odaklı savaş, LNG stratejisinin de kendi içinde büyük riskler barındırdığını kanıtladı. Küresel LNG arzının yaklaşık beşte birini sağlayan Katar'ın gaz sevkiyatı için Hürmüz Boğazı dışında bir alternatifi bulunmuyor. Fatih Birol, gaz endüstrisinin güvenilirliğinin ciddi yara aldığını ve 2022'deki Rus gazı krizinden sonra şimdi de Katar gazı krizinin sektörü sarsacağını belirtiyor. Katar'ın mevcut üretim kapasitesinin bir kısmını kaybetmesi ve yeni yatırım planlarını ertelemesi, doğalgaz fiyatlarının uzun süre yüksek seviyelerde kalmasına neden olacak.

Savaşın bıraktığı fiziksel tahribat ise krizin bir diğer ayağını oluşturuyor. Orta Doğu'daki 40'tan fazla enerji tesisinin ağır hasar aldığı bildiriliyor. Özellikle Katar'ın Ras Laffan bölgesindeki devasa doğalgaz kompleksinin İran füzeleriyle vurulması, dünya enerji arzında büyük bir gedik açtı. Bu sofistike tesislerin onarımı için gereken özel ekipman ve mühendislik çalışmaları dikkate alındığında, tam kapasiteye dönüşün üç ila beş yılı bulabileceği öngörülüyor. Benzer şekilde Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Irak'taki rafinerilerin de İHA saldırılarıyla hedef alınması, arz güvenliğini uzun vadeli bir çıkmaza sokuyor.

Finansal açıdan bakıldığında, bölge ülkelerinin artık enerji arzını artırmak yerine silahlanmaya ve yıkılan tesislerini onarmaya bütçe ayırmak zorunda kalacakları görülüyor. Tüketici ülkeler ise yükselen fiyatların yanı sıra alternatif enerji kaynaklarına (nükleer, güneş, rüzgar) devasa yatırımlar yapmak zorunda kalacak. Pandemi ve önceki enerji krizlerinden farklı olarak, bu kez kamu borçlarının yüksek ve enflasyonun halihazırda tırmanışta olması, hükümetlerin hane halklarını ve sanayiyi sübvansiyonlarla koruma kabiliyetini de kısıtlıyor.

Buna ek olarak, Batılı ülkelerin piyasayı dengelemek için stratejik rezervlerinden kullandıkları yaklaşık 400 milyon varil petrolün geri yerine konulması zorunluluğu, fiyatlar üzerinde ek bir baskı yaratacak. ABD başta olmak üzere birçok ülke, ulusal güvenlik gereği bu rezervleri fiyatların düşmesini beklemeden doldurmak zorunda kalacak. Bu alım baskısı, krizin süresini daha da uzatan bir faktör olarak karşımıza çıkıyor.

Son olarak, bölgede kalıcı barışın sağlanamaması ve jeopolitik risk priminin kalıcı hale gelmesi, sigorta ve nakliye maliyetlerini yapısal olarak artırdı. Fatih Birol, dünya yetkililerinin durumun ciddiyetini hala tam olarak kavrayamadığını savunarak, tarihin en büyük enerji krizine girildiği uyarısını yineliyor. Sadece enerji sektörü değil, tüm küresel ekonomi bu devasa sarsıntının sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalacak.