Ortadoğu'da yükselen askeri tansiyon, Avrupa ve Birleşik Krallık'ın güvenlik doktrinlerini sarsmaya devam ediyor. İran'ın son dönemde gerçekleştirdiği teknolojik atılımlar ve füze menzilini artırma çalışmaları, Batılı savunma uzmanları tarafından yakından takip ediliyor. Özellikle İran'ın Hint Okyanusu'nda bulunan ve stratejik öneme sahip Diego Garcia üssünü vurabilecek kapasiteye sahip olduğu iddia edilen 4 bin kilometrelik 'sessiz' füzesi, askeri çevrelerde alarm zillerinin çalmasına neden oldu.

İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) bünyesinde uzun yıllar üst düzey görevlerde bulunmuş olan emekli Mareşal Sean Bell, katıldığı bir televizyon programında Birleşik Krallık'ın savunma zafiyetine dair çarpıcı bir itirafta bulundu. Bell, İran'ın füze teknolojisindeki ilerlemesine dikkat çekerek, Birleşik Krallık'ın bu füzeleri havada imha etme yeteneğine sahip olmadığını dile getirdi. Mareşal Bell, "Eğer İran, Birleşik Krallık topraklarını hedef alan bir füze ateşlerse, radar sistemlerimiz sayesinde bu tehdidi anlık olarak takip edebiliriz. Ancak bu füzeyi durdurmak ya da rotasından saptırmak için yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Sadece füzenin düşüşünü izlemekle yetiniriz," ifadelerini kullandı.
Bu açıklamalar, Birleşik Krallık kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, ünlü televizyon programcısı Piers Morgan da konuya dair endişelerini dile getirdi. Morgan, İran'ın füze menzili konusunda uluslararası toplumu yanılttığını ve gerçek kapasitesinin çok daha yüksek olduğunu savundu. Tahran yönetiminin menzil verileri konusunda dürüst davranmadığını öne süren Morgan, "İran bu konuda açıkça yalan söyledi. Bu durum, doğrudan menzile girdiğimiz anlamına geliyor ve ne yazık ki bu silahlara karşı savunma kapasitemiz sıfır. Bu tablo gerçekten korkutucu," şeklinde bir değerlendirme yaptı.
Askeri uzmanlar, İran'ın balistik füze programındaki teknik gelişimin temelinde yatan unsurları analiz ediyor. Balistik füzelerin fırlatılmasının ardından atmosferin dışına çıkarak uzay boşluğunda ilerlemesi, sürtünmenin olmaması nedeniyle muazzam bir hıza ve menzile ulaşmalarını sağlıyor. Ancak bu süreçteki en kritik nokta, füzenin yeniden atmosfere giriş aşamasında sahip olduğu kontrol teknolojisidir. İran'ın 4 bin kilometre sınırını aştığı belirtilen füzelerinin, hassas vuruş kabiliyetine sahip olduğu ve Avrupa başkentlerini de potansiyel hedef haline getirdiği düşünülüyor.
Jeopolitik analizler, İran'ın bu kapasite artırımının sadece bölgesel bir güç gösterisi değil, aynı zamanda küresel stratejik dengeleri değiştirebilecek bir hamle olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle Diego Garcia gibi Batı'nın lojistik ve askeri üslerinin menzil içine girmesi, Hint-Pasifik bölgesindeki güvenlik denklemini de altüst ediyor. Londra ve diğer Avrupa başkentleri, bu teknolojik asimetri karşısında savunma sistemlerini nasıl güncelleyecekleri konusunda ciddi bir baskı altında bulunuyor. NATO bünyesindeki füze kalkanı projelerinin bu yeni tehdit algısına göre revize edilip edilmeyeceği ise önümüzdeki dönemin en önemli güvenlik tartışmalarından biri olmaya aday görünüyor.