Bitlis'in sarp coğrafyasında, doğanın kucağında yer alan Hizan ilçesi, yüzyıllardır değişmeyen bir geleneğe ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Karbastı köyü ve bu köye bağlı bulunan mezralarda yaşayan çiftçiler, modern tarım tekniklerinin henüz ulaşmadığı dik yamaçlarda ve bereketli vadilerde geleneksel çeltik üretimini sürdürüyor. Bu meşakkatli sürecin sonunda elde edilen ürünler, bölge tarihinin sessiz tanığı olan asırlık bir su değirmeninde hayat buluyor. Suyun ritmik sesiyle dönen devasa taşlar, çeltiği sadece pirince dönüştürmekle kalmıyor, aynı zamanda bir kültürün devamlılığını sağlıyor.

Bu değirmen, bölgenin en önemli simgelerinden biri. İmece usulüyle çalışan köylüler, sırayla getirdikleri ürünlerini burada öğüterek sofralık pirinç haline getiriyorlar. Karbastı Köyü Muhtarı İzzettin Uyanık, bu sürecin zorluğunu ve değerini şu sözlerle aktarıyor: "Bu değirmen bizim için sadece bir makine değil, dedelerimizden bize kalan en büyük mirastır. Yüzyıllardır bu topraklarda pirinç ekiliyor ve bu değirmen sayesinde sofralarımıza geliyor. Yamaç mezramızda, Karbastı merkezinde ve Ablak mezramızda yetişen ürünlerimizin kalitesini bu doğal işleme sürecine borçluyuz. Başka bir yerde bu lezzeti ve doğallığı bulmak mümkün değil."
Bölgede "Kursunç pirinci" olarak bilinen bu özel tür, Türkiye'nin dört bir yanından alıcı buluyor. Tamamen organik olması sebebiyle özellikle sağlık bilinci yüksek tüketiciler ve şeker hastaları tarafından yoğun ilgi görüyor. Muhtar Uyanık, talebin her geçen gün arttığını belirterek, "Kursunç pirincinin ünü Bitlis sınırlarını çoktan aştı. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerden sürekli siparişler alıyoruz. İnsanlar artık market ürünlerinden ziyade, toprağından sofrasına kadar doğal kaldığına emin oldukları ürünleri tercih ediyor. Bizim pirincimiz yüzde 100 organiktir ve hiçbir fabrikasyon işlemden geçmez," ifadelerini kullandı.
Son yıllarda yaşanan iklim değişikliği ve buna bağlı olarak gelişen kuraklık, bölgedeki üretimi bir dönem sekteye uğratsa da bu yılki tablo oldukça umut verici. Muhtar Uyanık, bu yılki bol yağışların rekolteyi artıracağını vurgulayarak şunları ekledi: "Geçtiğimiz yıllarda su kaynaklarımızın azalması nedeniyle ekim alanlarımızı daraltmak zorunda kalmıştık. Ancak bu sene yağmurlar yüzümüzü güldürdü. Su değirmenimiz daha gür akıyor ve tarlalarımız daha bereketli. Bu sene çok daha fazla pirinç elde etmeyi hedefliyoruz. Bu bereket hem köylümüzün geçimine katkı sağlayacak hem de daha fazla insanı bu doğal lezzetle buluşturmamıza vesile olacak." Hizan'ın bu kadim geleneği, bir yandan yerel ekonomiyi ayakta tutarken bir yandan da Anadolu'nun unutulmaya yüz tutmuş tarım miraslarından birini geleceğe taşıyor.