ASO'dan dört stratejik dönüşüm vurgusu

ASO'dan dört stratejik dönüşüm vurgusu Güncelleme: Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, üretim ve ihracatı koruyan bir dezenflasyon süreci, döviz riskini büyütmeyen erişilebilir ve öngörülebilir finansman, Ar-Ge'yi ürüne, ürünü üretime, üretimi ihracata bağlayan tutarlı bir teknoloji politikası ve yapay zekayı, yeşil dönüşümü ve...

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, üretim ve ihracatı koruyan bir dezenflasyon süreci, döviz riskini büyütmeyen erişilebilir ve öngörülebilir finansman, Ar-Ge'yi ürüne, ürünü üretime, üretimi ihracata bağlayan tutarlı bir teknoloji politikası ve yapay zekayı, yeşil dönüşümü ve ileri teknolojiyi Ankara sanayisinin yeni sıçrama alanları haline getirecek kararlı bir eylem programına ihtiyaç olduğunu belirterek, "Bu çağın meselesi yalnızca büyümek değil, dayanıklı ve istikrarlı büyümektir. Yani katma değeri yüksek, teknolojik ve sürdürülebilir biçimde üretim yapmaktır. Yalnızca bu günü kurtarmamalıyız; geleceğin rekabet gücünü bugünden inşa etmeliyiz" dedi.

ASO Başkanı Seyit Ardıç, nisan ayı meclis toplantısında yaptığı konuşmada küresel ekonominin kalıcı bir türbülans içinde yol aldığını belirtti. Ardıç, IMF'in nisan ayındaki "2026 Dünya Ekonomik Görünüm Raporu"nun başlığının bunu net biçinde ortaya koyduğunu ifade ederek, "Rapor küresel büyümenin 2025 yılına göre 0.1 puan azalarak, 2026'da yüzde 3.1'e gerileyeceğini, yüzde 4.1 olan küresel enflasyonun petrol fiyatlarındaki hızlı yükselişin de etkisiyle yüzde 4.4'e yükseleceğini öngörüyor. Dünya Ekonomik Forumu ise, 2026 yılını dünyada iş birliğinin azaldığı, jeopolitik ve ekonomik rekabetin üst düzeye çıktığı bir rekabet çağı olarak tanımlıyor" şeklinde konuştu.

Diplomasi kapasitesi ticaretin yönünü belirliyor

Türkiye'nin dış politikada giderek daha güçlü ve oyun kurucu bir rol üstlendiğinu vurgulayan Ardıç, geçtiğimiz hafta düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu'nun bu gelişimin somut göstergelerinden biri olduğu ifade etti. Forumun bu yılki temasının "yarını tasarlamak ve belirsizliklerle baş etmek" olduğunu hatırlatan Ardıç, söz konusu yaklaşımın sanayi politikalarıyla da örtüştüğüne dikkat çekti. Ardıç, küresel ölçekte yalnızca üretim gücünün değil, diplomasi kapasitesinin de ticaretin yönünü belirlediğini, diplomatik açıdan güçlü ülkelerin uluslararası ticaret kurallarını şekillendirebildiğini kaydetti.

Türkiye yatırım açısından cazip bir merkez haline geldi

Antalya Diplomasi Forumu'nun uluslararası alanda etkisinin artmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın etkisine vurgu yapan Ardıç, diplomatik çabalara katkı sunanlara sanayiciler adına teşekkür etti. Türkiye'nin bölgesinde güveni en kurumsal şekilde sağlayan ülkeler arasında yer aldığını belirten Ardıç, ülkenin üretim altyapısı, sanayi birikimi ve yetişmiş insan kaynağı sayesinde yatırım açısından cazip bir merkez haline geldiğini açıkladı.

"Riskin en yoğun olduğu coğrafyada güvenin en yüksek olduğu ülke Türkiye'dir"

Ankara'da ise üretim, bilgi ve teknolojinin iç içe olduğu stratejik bir şehir olarak öne çıktığını dile getiren Ardıç, şunları kaydetti:

"Güçlü organize sanayi bölgelerimiz ve teknoparklarımız, köklü üniversitelerimiz ve araştırma altyapılarımız etkin bir ekosistem oluşturmaktadır. Savunma sanayinden bilişime, ileri makine teknolojilerinden sağlık teknolojilerine kadar yüksek katma değerli Ar-Ge ve ürün geliştirme kapasitesi Ankara'da yoğunlaşmaktadır. Bütün bunlar bir araya geldiğinde Ankara'mız yalnızca ülkemizin değil, Avrasya'nın en güvenli yatırım merkezlerinden biridir. Uluslararası yatırımcıya çağrımız nettir: Riskin en yoğun olduğu coğrafyada güvenin en yüksek olduğu ülke Türkiye'dir. Türkiye'de bu güvenin kalbi Ankara'dır. Ancak ne fırsatlar ne de potansiyel kendiliğinden gerçeğe dönüşmez; güçlü bir hazırlık şarttır."

Üç yıllık dönemde yalnızca 7.3 puanlık bir düşüş yaşandı

Ardıç, Haziran 2023'te yıllık enflasyonun yüzde 38.21 seviyesinde olduğunu, Mart 2026 itibarıyla ise yüzde 30.87 seviyesine gerilediğini belirterek, üç yıllık dönemde yalnızca 7.3 puanlık bir düşüş yaşandığını söyledi. Bu süreçte reel sektör üzerindeki baskının hafiflemediğini, aksine birçok alanda daha sert hissedildiğini ifade eden Ardıç, sanayi üretimine ilişkin göstergelerin de bu tabloyu doğruladığını dile getirdi.

"Reel sektör son üç yılda daha fazla döviz borçlanmak zorunda kaldı"

Dezenflasyon sürecinde uygulanan sıkı para politikası ve yüksek faizlerin şirketleri döviz cinsi finansmana yönlendirdiğini belirten Ardıç, firmaların daha erişilebilir gördükleri bu finansman türüne yöneliminin arttığını kaydetti. Şirketlerin döviz pozisyon açığına da dikkat çeken Ardıç, Haziran 2023'te 74 milyar dolar seviyesinde olan açık pozisyonun Mart 2026 itibarıyla 200 milyar dolara yükseldiğini söyledi. Bu durumun reel sektörün son üç yılda daha fazla döviz borçlanmak zorunda kaldığını ortaya koyduğunu ifade eden Ardıç, mevcut tablonun sanayiciler açısından maliyet baskısını artırdığını, ilerleyen dönemde ise ihracat pazarlarında daralma ve döviz gelirlerinde azalma yaşanması halinde kur şoku riskini gündeme getirebileceğini belirtti. Üretimin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Ardıç, üretimin her aşamasında şeffaflık, belge ve ölçüm temelli bir yaklaşımın önemini belirtti.

Türkiye Yüzyılı Yatırım için Güçlü Merkez Programı'na da değinen Ardıç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan programın Türkiye'nin yatırım, üretim, ticaret ve finans merkezi olma hedefi açısından stratejik bir adım olduğunu ifade etti. Türkiye'de teknopark ekosisteminin önemli bir ölçeğe ulaştığını ancak bu büyümenin patentleşme, ticarileşme ve sanayiye teknoloji aktarımı alanlarında aynı düzeyde sonuç üretmediğini söyleyen Ardıç, temel meselenin verilen desteklerin sonuç üretip üretmediği olduğunu vurguladı. Ardıç, rapor kapsamında 13 stratejik çerçevede kapsamlı bir reform seti hazırlandığını ve buna ilişkin uygulama önerileri ile eylem planının sunulduğunu da kaydetti.

Ankara Sanayi Odası olarak politika yapıcı ve uygulayıcılara dört talebin altını çizdiklerini belirten Ardıç, şunları söyledi:

"Birincisi, üretim ve ihracatı koruyan bir dezenflasyon süreci. İkincisi, döviz riskini büyütmeyen erişilebilir ve öngörülebilir finansman. Üçüncüsü, Ar-Ge'yi ürüne, ürünü üretime, üretimi ihracata bağlayan tutarlı bir teknoloji politikası. Dördüncüsü ise yapay zekayı, yeşil dönüşümü ve ileri teknolojiyi Ankara sanayisinin yeni sıçrama alanları haline getirecek kararlı bir eylem programı. Çünkü bu çağın meselesi yalnızca büyümek değil, dayanıklı ve istikrarlı büyümektir. Yani katma değeri yüksek, teknolojik ve sürdürülebilir biçimde üretim yapmaktır. Yalnızca bu günü kurtarmamalıyız; geleceğin rekabet gücünü bugünden inşa etmeliyiz. Bu meclis Ankara sanayisinin ortak aklıdır. Bu salonda yalnızca sektörler yoktur; tecrübe, emek, hafıza ve gelecek iddiası da bir aradadır. Bizim görevimiz sadece günü yönetmek değil, istikameti de belirlemektir."

Öte yandan program öncesi Rölyef Sanatçısı Gonca Tosun'a ait eserlerin yer aldığı serginin açılışı yapıldı. Serginin açılışında ASO Başkanı Seyit Ardıç, "Sanayi ve sanat birbirinden uzak gibi görünse de aslında aralarında çok güçlü bir bağ var. Sanatçı da üretir, sanayici de üretir. Sanayicinin üretim gücüyle sanatçının estetiği birbirini tamamlar. Biz Ankara Sanayi Odası olarak bu anlayışla sanatçılarımızı desteklemeyi önemsiyoruz" diye konuştu. - ANKARA

Kaynak: İhlas Haber Ajansı Ekonomi