Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) tarafından 2021-2024 yılları arasında gerçekleştirilen çeşitli konser ve etkinlik organizasyonlarına yönelik başlatılan soruşturma, yargı aşamasında kritik bir dönemece girdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın koordinasyonunda yürütülen incelemeler sonucunda hazırlanan iddianamede, 32 ayrı hizmet alım ihalesinde usulsüzlük yapıldığı ve bu yolla kamu kaynaklarının 154 milyon 453 bin 221 lira 60 kuruş tutarında zarara uğratıldığı öne sürülmüştü. Bu iddialar kapsamında haklarında dava açılan 5'i tutuklu 14 sanığın yargılanmasına Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlandı.
Üç gün boyunca devam eden ve yoğun bir hukuki tartışmaya sahne olan ilk duruşmada, sanıkların savunmaları tek tek kayıt altına alındı. Davanın odağında yer alan eski ABB Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Hacı Ali Bozkurt ile diğer belediye bürokratları ve organizasyon şirketi sahipleri, üzerlerine atılı suçlamaları reddederek yapılan harcamaların yasal mevzuata uygun olduğunu savundu. Savunmaların tamamlanmasının ardından görüşünü açıklayan Cumhuriyet Savcısı, mevcut delil durumu ve suçun mahiyetini gerekçe göstererek tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını, tutuksuz sanıkların ise mevcut adli kontrol tedbirlerinin sürdürülmesini talep etti.
Ancak mahkeme heyeti, duruşma sonunda açıkladığı ara kararında farklı bir takdir yetkisi kullandı. Dosyadaki delillerin büyük oranda toplanmış olması, sanıkların savunmalarını yapmış olmaları ve kaçma şüphesinin bulunmaması gibi kriterleri değerlendiren heyet; Hacı Ali Bozkurt, Haluk Erdemir, Hüseyin Zehir, Onur Evren ve Selahattin Çelikkaya'nın tahliyesine karar verdi. Tahliye edilen sanıklar hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmedilirken, davanın bir sonraki duruşma tarihi 31 Mart olarak belirlendi. Bu kararla birlikte dava dosyasında tutuklu sanık kalmadı.
İddianamenin detayları, organizasyon süreçlerinde kurulan idari ve ticari ağın karmaşıklığını da gözler önüne seriyor. 'Zincirleme şekilde nitelikli zimmet' suçlamasıyla yargılanan sanıklar için 31 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edilirken, savcılık makamı organizasyon bedellerinin piyasa rayicinin çok üzerinde belirlendiğini iddia ediyor. Özellikle eski daire başkanları ve şube müdür vekillerinin, ihale süreçlerini belirli firmaların lehine yönlendirerek kamusal yetkilerini kötüye kullandıkları ileri sürülüyor. İlgili şirket sahiplerinin ise sahte veya şişirilmiş faturalar aracılığıyla haksız kazanç elde ettikleri tezi davanın temel dayanağını oluşturuyor.
Hukuki süreçte incelenen 32 ayrı konser hizmet alımı ihalesinin her biri, bilirkişi raporları ve Sayıştay bulguları ışığında mahkemede tartışılmaya devam edecek. Sanıkların bir kısmının 'Nitelikli zimmet' suçundan 18 yıla kadar hapsinin istendiği davada, önümüzdeki duruşmalarda tanık beyanlarının alınması ve mali kayıtların daha derinlemesine analiz edilmesi bekleniyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin kurumsal kimliğinin de yakından takip ettiği bu dava, yerel yönetimlerdeki ihale süreçlerinin şeffaflığı ve kamu kaynaklarının kullanımı açısından emsal teşkil edebilecek bir nitelik taşıyor. Mart ayında yapılacak duruşmada, dosyadaki eksik raporların tamamlanması ve yeni delillerin sunulmasıyla yargılamanın seyrinin netleşmesi öngörülüyor.