İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin dış politika vizyonuna dair kritik bir duruş sergileyerek, Batılı güçlerin dayatma ve tehdit stratejilerine boyun eğmeyeceklerini ilan etti. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde bölgesel gelişmeleri ve ikili ilişkileri değerlendiren Pezeşkiyan, özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nin son dönemde artırdığı ekonomik ve saha kısıtlamalarına tepki gösterdi. Tahran yönetiminin egemenlik haklarından taviz vermeyeceğini belirten lider, diplomatik bir çözüm için öncelikle mevcut engellerin kaldırılması gerektiğini savundu.

Görüşme sırasında Pezeşkiyan, Washington yönetiminin İran'a yönelik deniz ve kara sahasındaki kısıtlamaları sıkılaştırmasının, uluslararası güven inşası çabalarına ve diplomasiye vurulmuş ağır bir darbe olduğunu dile getirdi. İran lideri, sorunların çözümü adına yapıcı bir zemin oluşturulmak isteniyorsa, öncelikle ekonomik kuşatma dahil tüm operasyonel engellerin bertaraf edilmesi gerektiğini vurguladı. Pezeşkiyan, "İran, baskı, tehdit ve kuşatma altında kendisine dayatılan müzakerelere girmeyecektir. Meşru haklarımızın hiçe sayıldığı bir ortamda diyalogdan söz etmek mümkün değildir" ifadelerini kullanarak müzakere kapılarını şartlı açık bıraktı.
Müzakere sürecinin başarısının ancak karşılıklı saygı ve samimi bir güven inşasıyla mümkün olabileceğini ifade eden Pezeşkiyan, baskı politikaları sürerken yapılacak görüşmelerin sonuçsuz kalmaya mahkum olduğunu kaydetti. İran'ın tarih boyunca savaşı başlatan taraf olmadığını ve bölgede hiçbir zaman istikrarsızlık peşinde koşmadığını hatırlatan Cumhurbaşkanı, görüşmelerin ancak eşit şartlarda ve uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde yürütülmesi durumunda anlam kazanacağını sözlerine ekledi. Pezeşkiyan, Tahran'ın bölgesel barış için sorumluluk almaya hazır olduğunu ancak bunun bir teslimiyet olarak algılanmaması gerektiğini belirtti.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ise İran ile olan köklü kardeşlik bağlarını ve stratejik dayanışmayı önemsediklerini ifade etti. Bölgedeki gerilimin düşürülmesi amacıyla İslamabad yönetiminin yürüttüğü diplomatik mekik dokuma faaliyetlerine dikkat çeken Şerif, Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan ile sürekli temas halinde olduklarını bildirdi. Şerif, bu ülkelerle koordineli bir şekilde yürütülen girişimlerin, bölgesel bir ateşkesin korunması ve kalıcı barışın tesisi için hayati önem taşıdığını vurguladı. Pakistan'ın, İran'ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini hedef alan hiçbir girişime ortak olmayacağını açıkça ifade eden Başbakan, Tahran'a yönelik dış müdahale çabalarını eleştirdi.
Şahbaz Şerif, İran halkının maruz kaldığı ekonomik yaptırımlara karşı gösterdiği direncin uluslararası toplumda büyük bir saygı uyandırdığını belirtti. Bölgedeki bazı çevrelerin "rejim değişikliği" gibi hayali beklentiler içinde olduğunu ifade eden Şerif, bu tür politikaların gerçekçi olmadığını ve bölgeye sadece daha fazla kaos getireceğini savundu. İran'ın savaşla ya da ekonomik baskıyla dize getirilemeyecek kadar güçlü bir devlet geleneğine sahip olduğunu belirten Şerif, bölge ülkelerinin kendi sorunlarını kendi aralarında çözmeleri gerektiği mesajını verdi.
Görüşmenin sonunda iki lider, İslam dünyası arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve bölgesel güvenlik mekanizmalarının etkinleştirilmesi konusunda mutabık kaldı. Pezeşkiyan'ın bu sert ama kararlı açıklamaları, Tahran'ın önümüzdeki dönemde izleyeceği diplomasi trafiğinin sınırlarını çizerken, Pakistan'ın desteği ise bölgedeki dengeler açısından kritik bir unsur olarak değerlendirildi. Bu diplomatik temas, Orta Doğu ve Güney Asya hattındaki jeopolitik hareketliliğin devam edeceği sinyalini verdi.