Bölge Halkının Şifa Kaynağı: Doğu Anadolu’nun 'Dağ Muzu' Işkın Pazar Tezgahlarını Süslüyor

Bölge Halkının Şifa Kaynağı: Doğu Anadolu’nun 'Dağ Muzu' Işkın Pazar Tezgahlarını Süslüyor

Doğu Anadolu Bölgesi'nin sarp dağlarında baharın gelişiyle birlikte yetişen, halk arasında "dağ muzu" veya "yayla muzu" olarak adlandırılan şifa deposu ışkın, Elazığ’da pazar tezgahlarını renklendirmeye başladı.

Bölge Halkının Şifa Kaynağı: Doğu Anadolu’nun 'Dağ Muzu' Işkın Pazar Tezgahlarını Süslüyor

Özellikle Elazığ’ın Baskil, Arıcak ve Karakoçan ilçeleri ile çevre illerden Tunceli, Bingöl, Erzurum, Muş ve Bitlis gibi bölgelerin yüksek rakımlı noktalarında doğal yollarla yetişen bu bitki, bölge ekonomisi ve kültürü için büyük bir önem taşıyor. Nisan ayının ortalarından itibaren toplanmaya başlanan ışkın, içeriğindeki zengin vitaminler ve mineraller sayesinde sadece bir gıda maddesi değil, aynı zamanda doğal bir ilaç olarak kabul ediliyor.

Geleneksel tıpta önemli bir yere sahip olan ışkının, modern tıp araştırmalarına da konu olduğu ve birçok kronik rahatsızlığın tedavisinde destekleyici rol oynadığı biliniyor. Şeker hastalığı, kalp sorunları, sarılık, iştahsızlık ve yüksek tansiyon gibi pek çok sağlık problemine karşı koruyucu etkisi bulunan bitkinin, son yıllarda kanser hücreleriyle mücadeledeki potansiyeli de uzmanlar tarafından dikkatle izleniyor. Işkın, bağışıklık sistemini güçlendiren yapısı ve vücudun direnç mekanizmalarını harekete geçiren özellikleriyle, bölge halkı tarafından vazgeçilmez bir bahar geleneği olarak görülüyor.

Işkın toplama süreci, bitkinin kendisi kadar meşakkatli ve tehlikeli bir hikayeye sahip. Dağların en uç noktalarında, ulaşımı zor sarp yamaçlarda yetişen ışkını toplamak için köylüler günün ilk ışıklarıyla yola koyuluyor. Kilometrelerce süren ve yorucu tırmanışların ardından ulaşılan bu doğal lezzet, sırt küfelerinde taşınarak binbir zahmetle şehirlere indiriliyor. Bölge esnaflarından Zülfü Güngör, vatandaşların bu sezonu dört gözle beklediğini belirterek, dağ muzunun tezgaha düşmesinin Elazığlılar için baharın asıl müjdecisi olduğunu ifade ediyor. Güngör, "Şu an Pertek bölgesinden gelen ürünleri satıyoruz; Ovacık tarafındaki ışkınlar henüz tam olarak çıkmadı. Bu işin zorluğu, her yerin ışkın vermemesi ve toplandığı yerlerin çok tehlikeli olmasıdır. Şehirde yaşayan birinin oraya gidip toplaması imkansız," diyerek sürecin zorluğunu vurguluyor.

Fiyatlar konusunda da değerlendirmelerde bulunan satıcılar, bu yılki artışın doğrudan toplama maliyetleri ve ekonomik şartlarla bağlantılı olduğunu ifade ediyor. Sezonun başında kilogram fiyatı 750 liraya kadar çıkan ışkın, ürün miktarının zamanla artmasıyla birlikte 400 lira seviyesine geriledi. Geçtiğimiz yıl 150 lira bandında satılan ürünün bu yılki fiyat artışı, hem toplama eziyetinin artması hem de genel enflasyonist baskılara bağlanıyor. Işkın satıcısı Fuat Nazik ise bu durumu şu sözlerle özetliyor: "Bu senenin mahsulü yaklaşık bir haftadır tezgahlarda. Başlangıçta pahalıydı ama üretim arttıkça fiyatlar daha makul seviyelere inecektir. Toplaması gerçekten dünyanın en zor işlerinden biri; dağın eteğine inip sırtında yükle tekrar yukarı tırmanmak büyük bir fiziksel güç gerektiriyor. Köylülerin emeği çok büyük, vatandaşlarımız da bu emeğin karşılığını bilerek rağbet gösteriyor."

Işkın sezonu, doğası gereği oldukça kısa bir zaman dilimini kapsıyor. Sadece nisan ve mayıs aylarında tazeliğini koruyan bu özel bitki, raf ömrünün kısalığı nedeniyle hızlıca tüketicilere ulaştırılmak zorunda. Doğu'nun bu eşsiz lezzeti, sadece taze olarak soyulup yenmekle kalmıyor, aynı zamanda bazı yörelerde çeşitli yemeklere katılarak veya kurutulup saklanarak da değerlendiriliyor. Doğanın sunduğu bu mucizevi vitamin deposu, önümüzdeki haftalarda daha yüksek rakımlı yerlerden gelecek yeni mahsullerle birlikte pazar yerlerindeki yerini sağlamlaştırmaya devam edecek.