İran’ın başkenti Tahran ve çevre illerinde, dış müdahale korkusu ve iç siyasi baskılar altında yaşayan halk, sadece ekonomik zorluklarla değil, aynı zamanda en derin kişisel bağlarındaki kopuşlarla da mücadele ediyor. Ülke genelinde hüküm süren gergin atmosfer, evlerin içine kadar sızarak kardeşleri, anne-babaları ve çocukları birbirine düşman eden bir kutuplaşmaya yol açtı.

Tahran yakınlarında yaşayan ve güvenlik gerekçesiyle "Sina" takma adını kullanan bir gencin anlattıkları, bu toplumsal yarılmanın en somut örneklerinden birini oluşturuyor. Bir aile toplantısında yaşananlar, rejimi destekleyenlerle ona karşı olanlar arasındaki köprünün tamamen yıkıldığını gösteriyor. Sina’nın aktardığına göre, rejim yanlısı Besic milislerinin bir üyesi olan amcası ile muhalif görüşlere sahip akrabaları arasındaki diyalog, "Benim artık böyle bir kız kardeşim yok" cümlesiyle kesiliyor. Karşılıklı ağır ithamlarla sonlanan bu iki cümlelik anekdot, İran toplumunun içinden geçtiği psikolojik buhranı gözler önüne seriyor.
İran'da 2022 yılında Mahsa Amini'nin gözaltındayken hayatını kaybetmesiyle başlayan protestolar, toplumsal öfkeyi en üst seviyeye taşımıştı. İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) verilerine göre, bu gösteriler sırasında 6 bin 500'den fazla kişi hayatını kaybetti ve on binlerce kişi tutuklandı. Bu süreçte güvenlik güçlerinin sert müdahalesi, aileler içindeki Besic üyelerini hedef tahtasına oturttu. Sina, amcasının protestoculara duyduğu öfkenin kendi çocuklarını bile reddedecek noktaya ulaştığını belirtirken, savaş korkusunun bu sert tutumu bir nebze de olsa "hayatta kalma içgüdüsüyle" yumuşattığını, ancak ideolojik nefretin aile bağlarını zehirlemeye devam ettiğini vurguluyor.
İranlıların en büyük bayramı olan Nevruz (Fars yeni yılı) kutlamaları bile bu yıl kutuplaşmanın gölgesinde kaldı. 20'li yaşlarındaki Sina, İslam Cumhuriyeti'ne olan karşıtlığını gizlemiyor ve hatta bazı Batılı müdahalelerin rejim değişimini hızlandırabileceği yönündeki radikal düşünceleri destekliyor. Ancak aynı masada oturduğu amcasının varlığı, aile içindeki bu sessiz savaşın en net kanıtı. Sina, "Normalde onunla veya çocuklarıyla konuşmuyoruz. Cezaevinde olması gereken kişilerin bayram masasında yanımızda olması kabullenilemez bir durum" diyerek yaşanan duygusal kopuşun boyutlarını tarif ediyor.
Öte yandan, teknoloji ve dış dünyayla bağ kurma çabası da aileleri bölmeye devam ediyor. Tahran’da yaşayan Kaveh, yasak olmasına rağmen SpaceX’in Starlink uydu internetini kullanarak dış dünyaya erişim sağlıyor. Ancak bu durum, Besic destekçisi kız kardeşiyle arasında aşılmaz bir duvar örmüş durumda. Kaveh, kız kardeşinin internet cihazlarını sabote etmesiyle başlayan tartışmanın bir ayrılıkla sonuçlandığını söylüyor. İran yasalarına göre Starlink kullanmanın ağır hapis cezaları olmasına rağmen, gençler bu riski göze alırken, kendi öz kardeşlerinin ihbar mekanizması olarak görülmesi toplumdaki güven ortamını tamamen yok ediyor.
Kuzeydeki Reşt şehrinden Meral’in hikayesi ise dış müdahalenin algılanışındaki derin uçurumu ortaya koyuyor. Babasının eski veliaht prens Rıza Pehlevi’ye duyduğu hayranlık ve ABD ile İsrail saldırılarını "insani müdahale" olarak görmesi, Meral için bir hayal kırıklığı sebebi. Meral, babasının bombalar düşerken bile bir kurtuluş illüzyonu içinde yaşamasından duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor. Sivil ölümlerinin babası tarafından adeta "yeni bir İran için ödenmesi gereken bir bedel" gibi görülmesi, ev içindeki çatışmaları körüklüyor.
Sonuç olarak, patlama sesleri altında tek başına doğum günü pastası yiyen, boş kahve dükkanlarında vakit geçiren ya da sığınaklarda yoga yaparak hayata tutunmaya çalışan İranlılar için savaş, sadece askeri bir harekat değil. Bu süreç, toplumun en mahrem alanlarını, yani aile bağlarını ve dostlukları da hedef alıyor. Tara isimli bir kadının da belirttiği gibi, aileler ideolojik olarak paramparça olsalar dahi, yaklaşan tehlike karşısında tek bir ortak noktada buluşuyorlar: "Vurulursak hep beraber ölelim." Bu trajik ve kaçınılmaz birliktelik, İran’ın geleceğine dair en karanlık manzaralardan biri olarak tarihe geçiyor.